KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2014/12684 E., 2014/12010 K.·Mahkemesi : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2014
- Tarihi
- 07/05/2014
- Numarası
- 2014/189-2014/194
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davada, Havsa Noterliği'nin 01.03.2005 tarih ve 517 sayılı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi gereğince taşınmazın devrinin yapılmadığı gibi açılan tescil davasının retle sonuçlandığı ileri sürülerek, ıslah ile birlikte 36.091,49 TL'nin tahsili istenilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizin, 04.11.2013 gün 2013/17005 E.-15169 K.sayılı ilamıyla bozulmuş, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde “Davanın kısmen kabulü ile; E. ili H. ilçesi H.'de bulunan davacı zilyetliğindeki ... ve ..parsel nolu taşınmazların davalılara teslimine,10.000 TL'sinin davalı H.. İ..'den; 10.000 TL'sinin İbrahim İdin mirasçısı davalılardan müştereken ve müteselsilen taşınmazların teslim tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine dair karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; mahkemece verilen ilk kararda davanın kabulü ile 18.045,74 TL'nin davalı H.. İ..'den 18.045,74 TL'nin İbrahim İdin mirasçıları olan diğer davalılardan tahsiline karar verilmiş, hükmün davalılar tarafından temyizi üzerine, dairemizce sair temyiz itirazları red edilmek suretiyle “....dava dilekçesinden, davacının taşınmazı halen elinde bulundurduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, tapulu taşınmazın mülkiyetinin geçirilmesini amaçlayan sözleşme resmi biçimde düzenlenmediği için geçersizdir.
Geçersiz sözleşme çözülürken mahkemece, davalının aldığı satış bedelinin iadesine karar verilmesi sırasında davacının da elinde bulundurduğu taşınmazın davalıya aynı anda ve zamanda iade edilmesi gerekir.
Öyle ise mahkemece; davacının dava dilekçesinde taşınmazı halen kullandığını belirtmesi karşısında, davacı; satın almış olduğu taşınmazı iade etmeden ödediği satış bedeli için faiz talebinde bulunup bulunamayacağı değerlendirilmeden alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir” gerekçesiyle faiz konusunda bozma kararı verilmiş, alacak miktarı bozma konusu yapılmamıştır.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay'ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.(Aynı yönde HGK.nun 26.02.1986 gün ve 1986/1-50 E.-174 K.; 11.05.1994 gün ve 1994/8-252 E.-314 K.; 01.12.1999 gün ve 1999/18-1041 E.-1006 K.; 11.05.2005 gün ve 2005/2-315 E.-333 K.; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E.-573 K. sayılı ilamlar.
Bundan ayrı olarak,bozma ilamından önce temyiz edilmiş, fakat bozma nedeni yapılmamış hususlar ile ilgili hükümler kesinleştiği için ilgili taraf yönünden usuli müktesep hak niteliğini kazanır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, mahkemece, Yargıtay ilamında bozma konusu yapılmayan ve kesinleşen alacak miktarının (toplam 36.091,49 TL) bozma ilamından sonra davacı aleyhine daha düşük miktarda (toplam 20.000 TL) hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/12684, K. 2014/12010, 17 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama