KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2014/17648 E., 2015/4267 K.·Mahkemesi : Burdur Aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2015
- Tarihi
- 08/08/2014
- Numarası
- 2014/112-2014/350
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalının boşandıklarını, boşanma ilamı ile davacı kadına 150 TL yoksulluk nafakasına, müşterek çocuk Zerrin için 100 TL iştirak nafakasına karar verildiğini belirterek yoksulluk nafakasının 150 TL den 500 TL'ye, iştirak nafakasının 100 TL'den 500 TL'ye artırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının gelirinin az olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile “ davacı kadın için bağlanan aylık 150 TL nafakanın dava tarihinden itibaren aylık 150 TL artırılmasına”, “ Zerrin için bağlanan aylık 100 TL nafakanın dava tarihinden itibaren aylık 175 TL artırılmasına” karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Davada, yoksulluk ve iştirak nafakasının artırılması talep edilmektedir.
Dosya kapsamından taraflar arasında görülen boşanma davası sonucunda davacı kadın lehine 150 TL yoksulluk nafakası ile müşterek çocuk Zerrin için 100 TL iştirak nafakasına karar verildiği, hükmün temyiz edilmeden 11.11.2009 tarihinde kesinleştiği, bu davanın ise 06.03.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması sonucuna göre davacı kadının ev hanımı olduğu, davalının müzede memur olarak çalıştığı, 2.000 TL maaş aldığı, evlendiği, müşterek çocuk 2004 doğumlu Zerrin'in ise 4. sınıfta öğrenci olduğu ve tedavi gördüğü açıklanmıştır.
Ancak, HMK'nun 297/2. (HUMK'nun 388 ve 389.) maddesinde “ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “ hükmü getirilmiştir. Bu maddeye göre mahkeme hüküm fıkrasının tereddüt uyandırmayacak şekilde davalıya yüklenen nafaka borcunun açık olarak gösterilmesi gerekmektedir.
Hüküm fıkrasında artırılan nafaka ile birlikte toplam nafaka miktarının açık ve net şekilde gösterilmediği, sadece 150 TL artırılmasına ve 175 TL artırılmasına ilişkin ifadelerin bulunması tereddüt yaratacağı gibi ilamın infazı aşamasında da sorunlar yaşanacağı anlaşıldığından, mahkemece; kurulan hüküm bu nedenle doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/17648, K. 2015/4267, 17 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama