KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2014/21513 E., 2015/2863 K.·Mahkemesi : Keşan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2015
- Tarihi
- 08/07/2014
- Numarası
- 2013/207-2014/337
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki taviz bedeli alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Dava; taşınmaz üzerindeki vakıf şerhinin terkini amacıyla, taşınmazın muristen verasetle intikalinde davacılarca ödenmek zorunda kalınan, 11.596 TL taviz bedelinin; ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan iadesi isteminden ibaret olup; mahkemece, davanın kabulü, 11.596 TL taviz bedelinin ödeme tarihi olan 26.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini karar verilmiş; hükmün, davalı kurum vekili tarafından temyizi üzerine.
Dairemizin, 29.02.2012 tarih, 2011/21315 E.- 2011/5179 K.sayılı ilamı ile "Tapu kaydındaki vakfa ait “sahih vakıf” niteliğinde şerh bulunan taşınmazlar taviz bedeline tabidir. Devlete ait miri arazi üzerinde padişahın veya onun izin verdiği kişiler tarafından kurulmuş gayrisahih vakıflar taviz bedelinin alınmasına dayanak yapılamaz.
(HGK'nun 05/12.2007 gün 2007/3-921 esas, 939 karar) O halde, mahkemece yapılacak iş; vakfiye örneği ile birlikte uzman bir bilirkişiden rapor alınarak vakfiyenin sahih veya gayrisahih olup olmadığı tapu kayıtları celp ve tetkik edilmek suretiyle belirlenip; sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir." denilerek bozulmuş, mahkemece; bozma ilamına uyularak, yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile,
kabul edilen miktarın, davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan, 26.07.2010 tarinden yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; uzun yıllardan beri Yargıtay'ın kökleşmiş sapma göstermeyen uygulamaları ve öğretide benimsenen usuli kazanılmış hak müessesesi, Usul Hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temellerinden biridir. Bu hukuki kuralın, ancak iki istisnası bulunmaktadır. Bunlardan biri; mahkemece, Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı olan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararının çıkması, diğeri de; 04.02.1959 tarih 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirlendiği üzere hükmüne uyulan bozma kararından sonra görevle ilgili yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olmasıdır.
Somut olayda, mahkemece, bozma kararına uyulmakla; davacı açısından, meydana gelen usuli kazanılmış bir hak bulunmamaktadır. Zira, yukarıda açıklanan istisnalar olayda sözkonusu değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/21513, K. 2015/2863, 24 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama