KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2014/2952 E., 2014/6247 K.·Mahkemesi : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2014
- Tarihi
- 04/10/2012
- Numarası
- 2011/363-2012/359
Karar Metni
558 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen elektrik abonelik sözleşmesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, tarımsal sulama abonesi olduğunu, 6111 sayılı Kanunun 17/10. maddesinin a ve b bendi gereğince elektrik borçlarının yapılandırılması ve takside bağlanması hususunda davalıdan talepte bulunduğunu, bu talebin 6111 sayılı Kanunun 17/10. maddesi kapsamına girmediklerinden bahisle davalı tarafından kabul edilmediğini öne sürerek, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanması hususunda çıkarılan muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, 6111 sayılı Kanunun 17/10 maddesinin a ve b bendi kapsamına girmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 29.11.2011 tarih ve 68755 sayılı yazılarına göre Osmangazi Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine elektrik dağıtım lisansının 24.08.2006 tarihinde verildiği, dağıtım lisansı alındığı tarihten öncesine ait borçlar için 6111 sayılı Yasanın uygulanmasının sözkonusu olabileceği, lisans alındığı tarihten sonraki alacaklar için bu konudaki takdir hakkının özel dağıtım şirketine ait olduğu ve şirketin yapılandırma konusunda mecburiyetinin ve yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
25.2.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki 6111 sayılı Kanunun 17.maddesinin 10.fıkrası ile,
Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (TEDAŞ) veya bu Şirketin hissedarı olduğu elektrik dağıtım şirketlerinin elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarından ve 4/12/1984 tarihli ve 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunda lisans almadan önceki faaliyet dönemlerine ilişkin elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarından,
vadesi 31.12.2010 tarihi itibarıyla geldiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olanların asıllarının tamamı ile bu alacaklara ilişkin fer’iler yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar abonesi bulunulan dağıtım şirketine başvuruda bulunulması ve ödenmesi gereken tutarın, ilk taksit bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan başlamak üzere bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla fer’ilerin tamamının tahsilinden vazgeçilir.
Aynı kanunun 18.maddesi ile de borçluların bu kanunun yayınlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları ve belirtilen şartları yerine getirmeleri halinde borcun yeniden yapılandırılacağı belirtilmiştir.
Somut olaya gelince; davacının yapılandırılmasını istediği borçlar, 2007/11 ila 2010/03.dönem arasında yapılan tahakkuklardan oluşmaktadır. Dava konusu borçlar, anılan kanunda belirtilen 31.12.2010 tarihinden önceki döneme aittir. Davacı, davalı tarafa 07.06.2011 tarihinde başvurmuştur. Davalı ise, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma yapma yükümlülüğü olmadığını belirtmiştir.
Davaya konu dönemlerde davalı şirketin hisselerinin tamamının Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (TEDAŞ)aittir.
TEDAŞ veya bu şirketin hissedarı olduğu elektrik dağıtım şirketlerinin elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarınının, 6111 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, davacının, tasfiye yasası niteliğinde bulunan 6111 sayılı Yasadan yararlanma hak ve imkanına sahip olduğunun sabit olduğu ve davalının davacının başvurusunu 6111 sayılı Kanun kapsamında değerlendirmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/2952, K. 2014/6247, 17 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama