KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2014/386 E., 2014/7957 K.·Mahkemesi : İstanbul 46.ASLİYE Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2014
- Tarihi
- 18/04/2013
- Numarası
- 2011/117-2013/95
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen maddi ve manevi zararın tazmini davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesinde; davalı firmaya yapılan ödemelere rağmen telefon hattının kapanması nedeniyle şirketinin uğradığı 7.000,00 TL maddi tazminat ile şahsının uğradığı zarar yönelik 3.000,00 TL manevi tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ilk etap da usulden mahkeme aksi kanaatteyse esastan davanın reddini talep etmiştir.
Yerel mahkemece yürütülen yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş; davacı şirket lehine 892,7
4 TL maddi, davacı A.. K.. lehine 3.000,00 TL manevi tazminat takdiri cihetine gidilmiş; sözkonusu hüküm taraf vekiller
ince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının, süresinde ödediği cep telefonunun fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle, davalı Turkcell A.Ş. tarafından görüşmeye kapatıldığı hususu tüm dosya münderecatından anlaşıldığı gibi taraflar arasında da ihtilafsızdır.
Mahkemenin kabulünde belirtildiği gibi, bu olay nedeniyle davacının şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğradığı hususu da tartışmasızdır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.05.2008 tarih 2008/13-364 Esas, 2008/373 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
6098 Sayılı TBK md.98 :
“ Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”yasal ifadesini içermektedir.
Hakim, TBK md.56 gereği manevi tazminatın miktarını tayin ederken somut olayın özelliklerini dikkate alacaktır. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü, kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nesafetle hüküm vereceği M.K. 4.maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı tazminat ve ceza değildir.
Çünkü, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi davalının hukuka aykırı fiilinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Manevi tazminat, zarara uğrayanda bir huzur duygusu vermeli, duyduğu elem ve ızdırabın dindirilmesini amaç edinmelidir. O nedenle, tazminatın miktarı tayin edilirken, bu amaç ve fonksiyon göz ardı edilmemelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktar kadar olmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişen hal ve şartların olacağı da kuşkusuzdur. Hakim bu konudaki takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri kararında objektif ölçülere göre isabetli olarak gösterilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/386, K. 2014/7957, 22 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama