İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2015/11117 K.2016/5062

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil (muris muvazaası nedeniyle) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden…

Esas2015/11117Karar2016/5062Tarih4 Nisan 2016Okuma5 dk · 987 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2015/11117 E., 2016/5062 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Nisan 2016
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

987 kelime·5 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil (muris muvazaası nedeniyle) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 22.03.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av... geldi. Karşı taraftan davalı ve vekili gelmedi.

Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi ve bu konuda bir araştırma yapılması gerektiği heyetçe zorunlu görüldüğünden, Yargıtay Kanununun 24/1 ve Yargıtay İç Yönetmeliğinin 21/3 maddeleri uyarınca görüşmenin başka bir güne bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, vasiyetçi...nın noterde düzenlenen 25.04.2005 tarihli vasiyetnamesi ile... parseldeki. no'lu bağımsız bölüme ilişkin muayyen mal vasiyeti alacaklısı olduğunu; vasiyetname açılıp okunduğunda tek yasal mirasçısının vasiyetnameye bir diyeceği olmadığını açıkladığını, davacının tenfiz için başvuracağı esnada tapuda yaptığı araştırmada, vasiyetçinin, 09.10.2007 tarihinde, vasiyete konu taşınmazın satışı için davalının kocası (dava dışı) ...'a vekaletname verdiğini.

10.10.2007 tarihinde....'ın, bu taşınmazı piyasa rayicinin çok altından 10.200 TL bedelle davalı eşine sattığını; vasiyetçinin 4 gün sonra 14.10.2007 tarihinde vefat ettiğini, davalının hemen eşiyle bu eve taşındığını; satışın muvazaalı olduğunu, vasiyetnameden rücu için sonradan yapılan işlemin geçerli olması gerektiğini, HGK'nun 21.11.2001 gün ve 2001/1-958-1035 sayılı kararında muayyen mal vasiyeti alacaklısına da muris muvazaasına dayalı tapu iptali davası açmasına cevaz verildiğini, kişisel hakka dayalı dava açılabileceğini ileri sürerek.

1 nolu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde vasiyetçi adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında; davacı ve vasiyetçi arasında akrabalık ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle dava açma sıfatı olmadığını; davacının, satışın yapıldığını vasiyetçi hayatta iken öğrendiğini ve dava açma süresinin geçtiğini; Vasiyetçi ...'nin, vasiyetnameden dönme hakkına sahip olduğunu ve taşınmazı satarak bu hakkını kullandığını, mirasçılardan mal kaçırma kastının bulunmadığını; kaldı ki davacının mirasçı da olmadığını, tasarrufun vasiyetçinin kendi iradesi ile gerçekleştiğini, gizli bir sözleşmeye dayanmadığını, davalının da davacı ile aynı konumda (komşusu) olduğunu, mirasçı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; mevcut 25.04.2005 tarihli vasiyetnamenin muayyen mal vasiyeti niteliğinde olduğu, vasiyetçinin vasiyet için kanunda öngörülen şekillerden biri ile vasiyetinden her zaman rücu edebileceği; ancak, vasiyetnameden rücu edilebilmesi için sonradan yapılan hukuki tasarrufun geçerli olması gerektiği, vasiyetten rücu halinde aranılan tek koşulun kanunda muayyen şekillere riayet etmek olduğu, vasiyetçinin vasiyet ettiği taşınmazları bir başkasına satarken hiçbir sebep gösterme zorunluğu bulunmadığından;

yasanın öngördüğü şekil şartına uyulmak kaydıyla yaptığı takdirde, bu satış sözleşmesinin içerisine girilerek muvazaalı olup olmadığının araştırılmasına kanuni olanak bulunmadığı; bu durum karşısında, dosya da mevcut ...

Noterliğinin 09.10.2007 tarih 4292 sayılı vekaletnamesi resmi şekle riayet edilerek tanzim edildiği ve satış işlemlerinin usulüne uygun tamamladığı, vasiyetçinin serbest iradesi ile vasiyetnameden rücu etme hakkını kullandığı gerekçe gösterilerek; davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü; davacı vekili temyiz etmektedir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 4,90 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 04.04.2016 günü oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞIOYYAZISI

Davacı, vasiyetçi... tarafından düzenlenen, 25.04.2005 tarih, 1294 yevmiye numaralı vasiyetname ile dava konusu... ilçesi, ... ada,.. parselde kayıtlı, ... arsa paylı, zemin kat. nolu meskenin, kendisine muayyen mal vasiyeti suretiyle vasiyet edildiğini, davalılardan ...'nın vasiyetçinin ağır hasta olmasından ve okuma yazma bilmemesinden yararlanarak vasiyetçiden aldığı vekâlete dayalı olarak dava konusu taşınmazı çok düşük bir bedelle aynı zamanda eşi olan diğer davalı ...'ya muvaazalı olarak sattığını, oysa gerçek satış niteliğinde olmayan bu işlem ile davacıya vasiyet edilen taşınmazın muvazaalı şekilde satışının yapıldığından, satışa yönelik tasarrufun ve tapunun iptali ile davacı, olmadığı takdirde vasiyetçi adına kayıt ve tescilini talep etmiştir.

Yerel mahkemece, vasiyetçinin muayyen mal vasiyeti şeklindeki vasiyetinden her zaman rücu edebileceği, rücu halinde aranması gereken tek unsurun şekil şartına uymak olduğunu, bu takdirde satış sözleşmesinin içerisine girilerek muvazaa iddiasını araştırmaya olanak bulunmadığı, şekle riayet edilerek rücu hakkı kullanıldığından dava reddedilmiştir.

Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve fakat gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmeyen bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmaları olarak tanımlanabilir. Bu tanımdan yola çıkıldığında muvazaanın unsurları: Tarafların gerçek iradeleri ile beyanları arasında kasdî uygunsuzluk olması, üçüncü kişileri aldatma niyeti ve tarafların üçüncü kişilere gerçek dışı bir görüntü yaratma hususunda anlaşmalarıdır. Muvazaa ispat edildiğinde, yapılan sözleşme mutlak butlan ile batıl olacağından hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz. Bu nedenle muvazaa iddiasını sözleşmenin tarafları ileri sürebileceği gibi hukuki yararı bulunan aynî ve şahsi hak sahipleri de ileri sürebilirler.

Lehine muayyen mal vasiyetinde bulunulan kimse, vasiyetnameden kaynaklanan kişisel hakkına dayanarak vasiyetçinin daha sonra yaptığı satışın muvazaa nedeniyle hüküm ve sonuç doğurup doğurmayacağını ileri sürüp iptal ve vasiyetçi adına tescili yönünde dava açmakta hukuki yarar ve hakkı bulunduğu yerleşmiş yargı içtihatları gereği açıktır.(HGK. 21.11.2001, 958-1035)

Vasiyet, tek taraflı bir hukuki işlem olup bu özelliği nedeniyle vasiyetten dönüş (rücu), hiç kimsenin muvafakatına tabi tutulmamıştır. Vasiyetçi, şekil şartına uygun olarak yapılacak yeni bir vasiyetname, mevcut vasiyetnameyi yok etme ile veya sonraki tasarruflar ile vasiyetten dönebilir (TMK. 542,543,544).

Sonraki tasarruflar ile vasiyetten dönme, önceki vasiyetnameyi ortadan kaldırmadan yeni bir vasiyetnamenin yapılması ile gerçekleşebileceği gibi, mevcut vasiyetname ile bağdaşmayan sağlararası başka bir tasarrufla da gerçekleşebilir. Ancak, sağlararası tasarrufta, bu tasarrufun vasiyetnameden dönme kabul edilebilmesi için, sağlararası bir tasarrufla yapılması, bu tasarrufun geçerli olması ve vasiyetname ile bağdaşmaması gerekir.

Başka bir ifade ile, sağlar arası kazandırmanın geçerli olması halinde vasiyetnameden dönüldüğünün kabulü gerekir.

Somut olayda, davacı lehine muayyen mal vasiyetinde bulunulan kişi olduğuna göre vasiyetnameden dönme olarak nitelendirilen satışa esas vekaletnamenin murisin iradesi sakatlanarak elde edildiği ve davalılar arasındaki satışın muvazaalı olduğunu, yani geçerli olmadığını iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Geçerli olmayan sağlararası işlem söz konusu ise vasiyetnameden dönüldüğünden söz edilemez.

Şu durumda davacının bu iddiaları üzerinde durularak davacı lehine düzenlenen vasiyetnameden dönülüp dönülmediği saptanarak varılacak sonucu göre karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile tasarrufun geçerliliği irdelenmeden sırf şekil şartlarına uyulduğundan bahisle davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşündüğümüzden, Sayın çoğunluğun yerel mahkeme kararının onanması yönündeki kararına katılamamaktayız. 04.04.2015

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/11117, K. 2016/5062, 4 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/11117
Karar No
2016/5062
Tarih
4 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 22. Ceza Dairesi E.2015/11117 K.2016/4805
  • Yargıtay 22. Ceza Dairesi E.2015/11120 K.2016/6734
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2015/11120 K.2016/7575
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2015/11124 K.2016/4193
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2015/11125 K.2016/5312
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2015/11125 K.2016/4665

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.