KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/13005 E., 2015/19982 K.·Yargıtayilamı
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2015
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 1. AİLE MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/04/2015
- Numarası
- 2015/274-2015/373
Karar Metni
330 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı dava dilekçesinde; İstanbul 3. Aile Mahkemesinin 2012/434 Esas- 2012/832 Karar sayılı ilamıyla, müşterek çocuk K.... K.... için hükmedilen aylık 250,00 TL iştirak nafakasının yetersiz olduğunu, çocuğun öğrenimine devam ettiğini, ihtiyaçlarının arttığını ve davalının katkıda bulunmadığını belirterek, dava tarihinden itibaren 1.000,00 TL'ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; çocuğun ihtiyaçlarını elinden geldiğince karşıladığını, işsiz olduğunu, önceki nafaka tarihinden sonra ekonomik durumunda değişim olmadığını, davacının ekonomik durumunun daha iyi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile müşterek çocuk Kaan Kenan için davalı baba S.. N..'in ödemekte olduğu aylık 250 iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 500 TL'ye çıkartılmasına, nafakanın her yıl ÜFE TÜFE ortalaması oranında kendiliğinden artırılmasına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Ancak, kısa kararda, davanın kısmen kabulü ile müşterek çocuk K... K... için davalı baba S.. N..'in ödemekte olduğu aylık 250 iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 500 TL'ye çıkartılmasına, fazlaya dair istemin reddine, karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durum, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmaktadır.
10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunması hali bozma nedeni oluşturmaktadır.
Anılan içtihadı birleştirme kararı gereğince, kısa kararla bağlı olmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde vicdani kanaate göre yeniden bir karar verilmelidir.
Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/13005, K. 2015/19982, 9 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama