KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/13377 E., 2015/19940 K.·İncelenen Kararın
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2015
- Mahkemesi
- İSTANBUL 7. AİLE MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/06/2015
- Numarası
- 2014/673-2015/350
Karar Metni
494 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; boşanma ile müşterek çocukların velayetinin davacıya bırakıldığını, nafakaya ilişkin hüküm tesis edilmediğini, müşterek çocuk A...'nın 1... doğumlu olup, lise öğrencisi olduğunu, psikolojik destek almakta olduğunu belirterek 1.000 TL iştirak nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, ödeme gücünün bulunmadığını, ailesinin katkılarıyla geçindiğini, davacının maddi durumunun iyi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile aylık 250 TL iştirak nafakasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
TMK'nın 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin,çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.
Mahkemece,nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların İstanbul 5. Aile Mahkemesinin 2011/659 Esas-2011/915 Karar sayılı ilamı ile anlaşmalı şekilde boşandıkları, kararın 02.12.2011 tarihinde kesinleştiği, boşanma kararı ile birlikte müşterek çocuklar O.. A.. ile A...
A...'ın velayetlerinin davacı anneye verildiği, nafakaya ilişkin talep bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiği, müşterek çocuk Ayça'nın ... sınıf öğrencisi olduğu, psikolojik sorunları nedeniyle eğitimine 1 yıl ara verdiği, psikolojik olarak destek almaya devam ettiği, davacının 1.... doğumlu, emekli olup, 870 TL maaş aldığı, kendisine ait evde yaşadığı, İstanbul ili Kağıthane ilçesinde 84 m2 yüzölçümlü arsa niteliğinde taşınmazda 5/92 hissesinin bulunduğu,
davalının ise 1....doğumlu olup, işsiz olduğu ileri sürülmüşse de, davalı tanıklarının restaurant kira geliri ile geçindiğini beyan ettikleri, 29.04.2015 tarihli kolluk tutanağında ise gazino işletmesinden 400 TL kira geliri olduğunun tespit edildiği, kendisine ait evde eşi ile birlikte yaşadığı, miras yoluyla plajda bulunan 2 daireden miras hissesi oranında gelir elde ettiği anlaşılmaktadır.
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, boşanma davasının kesinleştiği tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasında geçen süre, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece, müşterek çocuğun ihtiyaçlarındaki değişim ve davalının gelir durumu gözetilerek hakkaniyete uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/13377, K. 2015/19940, 9 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama