KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/1435 E., 2016/368 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2016
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tarımsal sulama abonesi olduğunu, müvekkili hakkında 01.06.2012-18.06.2012 tarihleri arası 18 günlük tüketim miktarına karşılık kaçak ve kaçak ek tahakkuku olarak 61.847,00 TL borç çıkarıldığını, sulama tesisinin bahçe ve 15-20 dönümlük arazi için kullanıldığını, son 5 yıldaki tüketim miktarlarının ihtilafsız olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla 18 günlük tüketimin bilirkişilerce hesaplanması sonrasında davanın ıslah edileceği vurgulanarak şimdilik 1.000,00 TL'den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 8 gün içerisinde faturaya ve cezaya itiraz etmediğinden davanın zamanaşımına uğradığını, fatura bedelinin belirli olduğunu, menfi tespit davasının kısmi olarak açılamayacağını, davacının sayaca eksik kayıt yapmaya yönelik müdahalesinin tespit edildiğini, mevzuata uygun tahakkuk yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu olayda, talep konusunun miktarın açıkça belli olduğu, bu nedenle davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davayı kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağının tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir.
Kısmi dava, 6100 sayılı HMK 109. maddesinde tanımlanmıştır. 109/1. fıkrasına göre "talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
Davacının kısmi dava mı, yoksa tam dava mı açtığı talep neticesinden anlaşılır. Davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava tam dava sayılır.
Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının talebinin dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir bölümünün dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterlidir.
Davacının kısmi dava açabilmesi için, bu davayı açmada korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması şarttır. Hukuki yarar; dava konusuna ilişkin dava şartlarından olup, dava açıldığı anda var olmalıdır.
Somut olayda, davacı, davalı kurumun kaçak elektrik tutanağına istinaden 61.847,00 TL alacak talebinde bulunduğunu, 18 günlük tüketimin belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.00 TL borçlu olmadığının tespitini isteyerek kısmi dava açmış olup, bu davayı açmakta hukuki yararı olduğunun kabulü gerekir.
Öyle ise mahkemece işin esasına girilerek davacı ve davalının delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksi yazılı düşüncelerle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/1435, K. 2016/368, 20 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama