KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/16799 E., 2017/7775 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2017
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; tarafların 3 yıl kadar önce birlikte ticaret yapmaya başladıklarını, ancak aralarındaki ticari ilişkiyi sonlandırarak 23.08.2013 tarihli protokolü imzaladıklarını, bu protokol hükümlerine göre yapılan tasfiye sonucunda davalıların borçlarını altın karşılığı ödemeyi kabul ederek müvekkiline 30.03.2014 vade tarihli ve 135.000 TL bedelli bonoyu verdiklerini, ancak davalıların bonoyu vadesinde ödemediği gibi tahsili için başlatılan takibe de kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar; davacının sigortalı çalışanları olduklarını, iddia edildiği gibi davacı ile aralarında ticari ilişki ya da ortaklık bulunmadığını, dosyadaki protokol ve senetlerin üçüncü kişiler tarafından zorla kendilerine imzalattırıldığını, bu nedenle savcılığa şikayette bulunduklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davalıların, davacının yanında sigortalı olarak çalıştıkları, aralarında ticari bir ilişkinin bulunmayan taraflar arasında yapılan protokol uyarınca dava konusu senetin teminat olarak verildiği, borçlu olarak gösterilen davalıların şirket ortağı olmadıkları, bu nedenle şirket zararlarından da sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK’nın 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Aynı Kanun'un 5. maddesinde ise ticari davaların dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği ve asliye ticaret mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; davacı tarafça, bonoya dayalı alacağın davalıdan tahsili talep edilmiş olup, bono, 6102 sayılı TTK'nun 776. vd. maddelerinde düzenlenmiş olduğundan, işbu dava yukarıda anılan hüküm uyarınca mutlak ticari davadır.
Bu durumda, mahkemece; davanın asliye ticaret mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/16799, K. 2017/7775, 23 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama