KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/17919 E., 2016/12351 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2016
Karar Metni
623 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, daha önceden belirlenen 01.11.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14:00' e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin, kiraladığı işyerini 31.05.2011 tarihinde boşalttığını, fakat kiralayanın işyerinin anahtarını teslim almaya yanaşmadığını, bu nedenle işyerinin anahtarının 20.09.2011 tarih ve 30085 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde emanet teslim tutanağı ile davalı notere teslim edildiğini, ancak davalı noterin emanet tutanağını 04.07.2012 tarihinde tebliğe çıkardığını, kiralayanın anahtar teslim tutananağının kendisine tebliğ edildiği tarihe kadar olan kira bedellerini ve faizlerini icra takibine konu ettiğini, bu nedenle müvekkili şirketin açtığı menfi tesbit davasının reddedildiğini,
davalı noterin kusuru nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek. 2011 yılı Ekim ayı ve sonrasındaki kira bedelleri ve diğer zararları olan 102.500 TL'nin işleyecek faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin, kiralananı 31.05.2011 tarihinde tahliye ettiğini, ancak kiralananın anahtarının müvekkiline 20.09.2011 tarihinde teslim edildiğini, bu dört aylık kira bedelinden müvekkilinin sorumlu tutulmaması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun ancak sonraki dönem kiraları ile olabileceğini savunarak, dört aylık kira bedeli için davanın reddini istemiş, 20.11.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile; kira davasında da belirlendiği üzere, davacının kiralananın anahtarını teslim alması için kiralayanı ...'a gelmeye zorlamasının tahliyeyi hukuki kılmadığını, bu nedenle müvekkiline kısmi sorumluluk atfedilmesine yönelik cevap dilekçesini ıslah ettiklerini bildirerek, davanın tümden reddini talep etmiştir.
Mahkemece.
HMK 309/3 maddesine göre kabul edilen kısmın tereddüte yer bırakmayacak şekilde dilekçede açıkça gösterilmesi gerektiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde açık bir kabul beyanında bulunmadığı, bu nedenle beyanlarının davanın kısmen yada tamamen kabulü olarak nitelendirilmesine olanak bulunmadığı, HMK 176 ve 177. maddelerine göre taraflardan her birinin yapmış oldukları usuli işlemleri tahkikatın sona ermesine kadar ıslah edebilecekleri, davalı vekilinin 20.11.2014 tarihli ıslah dilekçesinin usulüne uygun olduğu,
esas yönünden ise davalının kusurunun davacının uğradığını iddia ettiği zarar bakımından sonuca etkili olmadığı gibi davacının kendi sorumluluğunu da ortadan kaldırmadığı, bu nedenle de zararın davalıya rücu edilmesine ilişkin yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Bilindiği üzere, davayı kabul; davacının talep sonucuna davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Davayı kabul, davalının mahkemeye yönelik olarak yapacağı tek taraflı (açık) bir irade beyanı ile olur. Davayı kabulün geçerliliği için bunun davacı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. Zira, davayı kabul maddi anlamda kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Bu nedenle, mahkeme henüz kabul nedeniyle davanın kabulüne karar vermemiş olsa bile, davalı kabulden dönemez.
Somut olayda; davalı vekili verdiği cevap dilekçesi ile davaya konu tazminat istemini kısmen kabul etmiştir. Davayı kabule yetkili olan davalı vekilinin sonradan verdiği ıslah dilekçesi de, davanın cevap dilekçesi ile kısmen kabul edildiğini doğrulamaktadır.
Bu durumda, mahkemece; davalı tarafça davanın kısmen kabul edildiği ve davalının ıslah yolu ile olsa dahi kısmen kabul beyanından dönemeyeceği gözetilerek; davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin tümden reddi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/17919, K. 2016/12351, 1 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama