KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/18406 E., 2016/3246 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2016
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının bir sebep olmaksızın müşterek konutu terk ettiğini, tarafların bir yıldır ayrı yaşadıklarını, davalının davacının ve evin ihtiyaçları ile ilgilenmediğini, davacının geliri olmadığını ve davacının yoksulluk içine düştüğünü belirterek 1.000 TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile; davacı ile Tunceli’de kirada oturduklarını, davacının köyde yaptığı eve gelmediğini, çocuklarının yanında kaldığını, ihtiyaçlarını karşıladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile aylık 500 TL nafakanın irat halinde davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
fakanın irat halinde davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde karar verilmiştir. Mahkemece talep edilen nafakaya ilişkin bir nitelendirilme yapılmamıştır. Eldeki davada talep edilen nafaka, dava dilekçesinin içeriğine göre tedbir nafakası mahiyetindedir. Mahkemece; nafaka türünün nitelendirilmemesi talebin esasını değiştirmez.
O halde, mahkemece; davanın ayrı yaşama nedenine dayalı bir tedbir nafakası davası olarak nitelendirilmeyip yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiştir. Ayrıca tedbir nafakasının başlangıç tarihinin ise yerleşik Yargıtay uygulaması da dikkate alınarak dava tarihi olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/18406, K. 2016/3246, 7 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama