KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/19517 E., 2017/5744 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2017
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; tarafların boşandıklarını, müşterek çocuğun velayetinin anneye verildiğini, çocuk için aylık 100 TL tedbir-iştirak nafakasına hükmedildiğini, nafaka konusunda taraflar arasında 05.12.2011 tarihinde protokol düzenlendiğini, buna göre nafakanın 01.01.2012 tarihinde ödenmeye başlayacağının kararlaştırıldığını ve biriken nafakalardan feragat edildiğini, ancak davalının Adana 5. İcra Müdürlüğünün 2012/11666 sayılı dosyası üzerinden takibe başladığını belirterek, davacının davalıya 31/12/2011 tarihi itibariyle 4.500 TL borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; protokolün bilgisi dışında adli yardım bürosundan görevlendirilen avukatı tarafından imza altına alındığını, taraflar arasındaki boşanma dava dosyasında lehine 13.000 TL tazminata karar verildiğini, vekilinin kendisine telefon ederek davacının tazminat karşılığında kendisine Sarıçam ilçesi Çakırpare köyü 255 ada 4 parseldeki 1/2 hissesini vermek istediğini söylediğini, davalının bu isteği kabul ettiğini, ancak davacı tarafından mahkemeye sunulan protokolden haberdar olmadığını, avukatına böyle bir yetki vermediğini ve avukatını azlettiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, birikmiş nafaka alacağından borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi uyarınca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun üçüncü kısmı (vesayet) hariç olmak üzere ikinci kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler, Aile Mahkemesinde görülür.
Somut olayda, menfi tespiti istenilen iştirak nafakası, Türk Medeni Kanununun İkinci Kitap, Birinci Kısım, İkinci Bölümünde (TMK. m.182) düzenlenmiş olup, bu niteliği itibariyle uyuşmazlığın “Aile Hukukuna” ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Borç, Aile Hukukundan (iştirak nafakası) doğduğuna göre açılan bu davanın, 4787 sayılı Yasanın 4.maddesi gereğince Aile Mahkemesinde bakılması gerekmektedir. Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
Mahkemelerin görevinin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerekir. Bu nedenle o yerde ayrı bir aile mahkemesi varsa çekişmenin aile mahkemesinde görülmesi, aksi halde davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği gözetilmeden anılan kanun hükmüne aykırı şekilde genel mahkeme tarafından hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-) Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/19517, K. 2017/5744, 19 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama