KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/1961 E., 2015/9895 K.·Mahkemesi : İstanbul Anadolu 16. Aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2015
- Tarihi
- 16/10/2014
- Numarası
- 2014/178-2014/782
Karar Metni
367 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2005 tarihinde anlaşmalı olarak boşandığını, müşterek çocukları 2001 doğumlu Adahan'ın velayetinin davacıya verildiğini, boşanma sırasında çocuk için nafaka istenmediğini, boşanma tarihinde 4 yaşında olan çocuğun 12 yaşına geldiğini ve masraflarının çok arttığını belirterek 1200,00 TL iştirak nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; ''Velayeti davacı annede olan müşterek küçük çocuk ... A...'a harcanmak üzere karar kesinleşene kadar tedbir, kesinleştikten sonra iştirak nafakası olarak devam etmek üzere aylık 900,00 TL nafakanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilşkin talebin reddine'' karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katkıda bulunması gerekir. Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana-baba tarafından müşterek karşılanması da ilke olarak kabul edilmiştir (TMK. 327 md.).
Bu nedenledir ki, iştirak nafakasının çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana-babanın mali durumları da gözetilerek takdiri gerekir.
Somut olayda; davalının astsubay olduğu, 2.996,00 TL maaş aldığı, kirada oturduğu, 700,00 TL kira ödediği, üzerine kayıtlı bir aracı bulunduğu, başkaca malvarlığı olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı yönünden yapılan ekonomik sosyal durum araştırmasında ev hanımı olduğu belirtilmiş ise de, dava dilekçesinde davacının turizm işi ile uğraştığı ve sezonluk olarak çalıştığı belirtilmiştir.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına, davacı annenin de gelirinin olması ve küçüğe katkısı nazara alındığında mahkemece takdir edilen 900,00 TL iştirak nafakası yüksektir. O halde, davalı babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/1961, K. 2015/9895, 1 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama