KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/2156 E., 2016/316 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2016
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalıdan, adi yazılı sözleşme ile,taşınmaz satın aldığını, bu taşınmaz için de 65.000 TL tutarında ödeme yaptığını, ancak davalının tapu devrini gerçekleştirmediğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 65.000 TL alacağın bugünkü faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, taşınmaz satış sözleşmesinin davacı ile, müvekkili olan davalının yetkilisi olduğu dava dışı ... arasında yapıldığını, sözleşmede davalının şirket yetkilisi olarak imzasının bulunduğunu, davacının dava dışı şirkete 28.000 Euro satış bedelini peşin olarak ödediğini, bu nedenle de husumetin davalıya yöneltilemeyeceğini beyan ederek, davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının ödeme olgusunu ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, harici taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklı olarak verilenlerin iadesi talebine ilişkindir.
Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde yapılmadığı için TMK'nun 706, TBK'nun 237. (BK.'nun 213), Tapu Kanununun 26. ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir.
Ancak somut olayda, harici satış sözleşmesi davacı ile davalının yetkilisi bulunduğu dava dışı şirket arasında düzenlenmiş bulunmaktadır. Davalı bu sözleşmeyi savunmasında da belirttiği gibi, şirket yetkilisi sıfatı ile imzalamıştır. Sözleşme metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, davalı, dava konusu borcun ödenmesinde kişisel bir taahhütte de bulunmamıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca Limited şirket tüzel kişiliğe haizdir. Tüzel kişi olmasından dolayı da, hak ve fiil ehliyetine sahiptir. Hak ve fiil ehliyetinin bir sonucu olarak da, taraf ve dava ehliyeti bulunmaktadır. ... borçlarından dolayı da, ortakların doğrudan doğruya takip edilemeyecekleri gözetilerek, mahkemece bu doğrultuda bir karar verilmelidir.
6100 sayılı HKM' nun 114/1-d maddesinde, tarafların, dava ve taraf ehliyetine sahip olmaları gerektiği belirtilerek, bu hususu dava şartlarından kabul etmiş, aynı kanunun 115/2 maddesinde ise, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi durumunda, davanın usulden reddine karar vereceği ,hüküm altına alınmıştır.
Öyle ise mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince, davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/2156, K. 2016/316, 19 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama