KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/4043 E., 2016/3592 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2016
Karar Metni
311 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin eşi tarafından 06.06.1996 tarihinde düzenlenen vasiyetname ile tüm malvarlığının davacıya bırakıldığını, 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/246 E.- 2005/420 K. ile vasiyetnamenin açıldığını belirterek vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davada vasiyetnamenin yerine getirilmesi talep edilmiştir.
Tenfizi istenen dava konusu vasiyetnamenin, muayyen mal vasiyeti niteliğinde olmayıp, mirasçı nasbına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. (TMK. md. 516).
MK. md.600 uyarınca; muayyen mal vasiyetinde, vasiyet alacaklısı kişisel bir istem hakkı kazanır ve bu hak dava yoluyla talep edilebilir. Uygulamada bu dava vasiyetin tenfizi davası olarak anılmaktadır. Medeni Kanunun 600. maddesi, muayyen mal vasiyetini kapsayıp mirasçı atanmasını kapsamaz (Nitekim değişiklik öncesi medeni kanun 541 metninde "kendisine muayyen bir şey vasiyet edilen kimse" ifadesi kullanılmaktadır). Atanmış mirasçılarda ise miras, mirasbırakanın ölümü ile kazanılır (TMK. md.599/3).
Mirasçı atanan kişi, mirasbırakanın ölümü ile tereke üzerinde doğrudan ve kendiliğinden bir ayni hak kazanır. Bu durumda, miras bırakandan intikal eden ayni hakların, atanmış mirasçı adına tescili için vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasına, dolayısıyla mahkeme hükmüne ihtiyaç yoktur.
Atanmış mirasçıya, buna ilişkin mirasçılık belgesi verilmesi (TMK. md.598/2) yeterli olup, bu nitelikteki belge ile ayni hakların bu kişi adına tapuda (resmi senet düzenlenmeksizin tescili) mümkündür (Tapu Sicili Tüzüğü md.21/a).
Yukarıda açıklandığı üzere, davacı; TMK md. 598/2 uyarınca, Sulh Hukuk Mahkemesinden veraset ilamı alarak aynı sonuca ulaşabilecektir.
O halde, mahkemece; davanın, hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne ilişkin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerekmiştir.
Katip:YKÇ.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/4043, K. 2016/3592, 10 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama