KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2015/8154 E., 2016/5766 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2016
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kişisel eşya bedeli davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 1969 yılında evlendiklerini, davalının müvekkilini müşterek haneden kovduğunu, müvekkilinin aldığı bütün kişisel eşyaların davalıda kaldığını, 10 adet iki burgulu bilezik, 2 adet yüzük, bir adet incinin müşterek konutta yapılan tespitte bulunamadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla ziynet eşyalarının bilirkişi tarafından tespit edilecek değerinin şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın Aile Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; ziynet eşyalarının davalıda kaldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 09/04/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile, 11.582,00 TL'nin 09/02/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ziynet eşyalarının aynen iadesi, bunun mümkün olmaması halinde bedellerinin davalı kocadan tahsili istemine ilişkindir.
4787 Sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4.maddesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabındaki üçüncü kısım hariç olmak üzere, TMK’nun 118-395 maddelerinden kaynaklanan bütün davalara Aile Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, düğünde takılan ziynet eşyalarının aynen iadesi, bunun mümkün olmaması halinde bedellerinin davalı kocadan tahsili istemine ilişkin olup, bu talep kişisel malların iadesi kapsamındadır.
Karı koca arasındaki kişisel malların iadesi Türk Medeni Kanunun 226. maddesinde düzenlenmiş olup, davanın bu madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle müstakil Aile Mahkemesi bulunan yerlerde müstakil Aile Mahkemesinde, müstakil Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekmektedir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraf ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.
Somut olayda;dava asliye hukuk mahkemesince incelenerek karara bağlanmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/8154, K. 2016/5766, 13 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama