KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/10781 E., 2017/16143 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2017
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, ... 1. Noteri ... tarafından 02/02/1970 tarihinde cilt no: 960 olarak tercüme edilen 2 Mart 302 tarihli şeriyye sicilinin sahte belge olarak tanzim edilmiş olduğunu ileri sürerek evrakın sahteliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm ... 1.Noteri tarafından temyiz edilmiştir .
1-Somut olayda davacının tespit davasını hasımsız olarak açtığı ancak mahkemece ... 1.Noterliğinin davalı olarak kabul edilerek hüküm oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Noterliğin tüzel kişiliği olmadığından, hasımsız olarak açılan davada mahkemenin 1. Noterliği davalı göstermesi isabetli bulunmamıştır .
2-"Her davada bulunması gereken hukuki yararın önemi, kendisini özellikle tespit davasında gösterir.
Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu, tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir.
Bundan başka o hukuki ilişkinin varolup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde, davacının korunmaya değer (meşru) bir hukuki yararının bulunması şarttır.
Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, şu 3 şartın birlikte varlığına bağlıdır; 1. Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel ( hali hazır ) ( m.106/2) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; 2. Bu tehdit nedeni ile, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; 3. Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan ) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır.
Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma (himaye), diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının (o konuda) tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. Mesela, boşanma davası açma hakkı olan bir eşin, ilk önce yalnız boşanma hakkının tespiti için bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur . Bunun gibi, eda davası açması mümkün olan davacının, aynı konuda tespit davası açmakta ( kural olarak ) hukuki yararı yoktur. (kar.m.107 )." ( Medeni Usul Hukuku, Prof . Dr . Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, 25. baskı, Ankara 2014, sayfa; 260 – 261 )
Somut olayda; davacının, eda davası açarak iddiasını ileri sürmesi gerekirken tespit davası açmasında hukuki bir yararı yoktur. Mahkemece, anılan ilkeler gereğince açılan tespit davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/10781, K. 2017/16143, 20 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama