KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/11398 E., 2016/12416 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2016
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kişisel eşyaların iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2008'de evlendiklerini, davalının terk nedeniyle açtığı boşanma davasının reddedildiğini, düğünde takılan 35 adet çeyrek ve 11 adet büyük altını davalının bozdurduğunu ve kendi adına açtığı banka hesabına yatırdığını, yine düğünde takılan 198 gr 9 adet örme bileziğin davalı tarafından araba alınacağı gerekçesiyle bozdurulduğunu, davalının arabayı kendi üzerine tescil ettirdiğini, düğünde takılan ve davalı tarafından bozdurulan bu takıların davacıya iade edilmediğini belirterek, bu ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmaması halinde bedeli olan 39.842 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, ziynet eşyalarının bozdurulduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının evi planlı olarak terk ettiğini takıların davacıda olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı kadın evi son terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu, zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili isteminden ibarettir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden, ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan, kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kişinin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Dava dilekçesindeki iddia, düğünde takılan ziynet eşyalarının davalı tarafından bozdurulduğu ve daha sonra davacıya iade edilmediği üzerinedir.
Mahkemenin gerekçeli kararında ise davacı kadının evi son terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu, zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğinin ispatı yönünden değerlendirme yapıldığı ancak davacının dava dilekçesindeki iddiaları yönünden bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; ziynet eşyalarının bozdurulduğu iddiasının, tüm dosya ve özellikle tanıkların beyanları kapsamında değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, somut olaya uymayan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11398, K. 2016/12416, 3 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama