KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/12057 E., 2017/18322 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2017
Karar Metni
378 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; 24/12/2002 tarihinde haricen düzenlenmiş sözleşme ile davalıya ait 42 LZ 023 plakalı traktörü satın aldığını, satış bedeli olarak davalıya 30/12/2002 tarihli 3188710 nolu çek ile 24/12/2002 tarihinde ... aracılığıyla 13.750 TL nakit olarak ödediğini, söz konusu traktörün ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma nedeniyle kendisinden alınarak Yozgat'a götürüldüğünü, ... Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada verilen ara kararıyla ruhsat sahibi olan davalıya 06/02/2012 tarihinde traktörün teslim edildiğini ileri sürerek; 23,750 TL'nin traktörün zilyetliğinden çıktığı tarih olan 01/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece; açılan davanın niteliği itibariyle istirdat davası olduğu, bu tür davaların 1 yıl içinde açılması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 24/12/2002 tarihli harici araç satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
I-)Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesi uyarınca trafikte tescilli araçların mülkiyetini nakledici nitelikteki sözleşmelerin noterde yapılması zorunludur. Bu hükme aykırı olarak yapılan sözleşmeler hukuken geçersizdir. O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Somut olayda; davacı taraflar arasında harici sözleşme olduğunu, aracın 01/06/2011 tarihinde elinden çıktığını iddia ettiğine göre uyuşmazlık geçersiz dahi olsa sözleşme ilişkisinden doğduğu için olaya TBK’nun 146. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi uygulanacaktır.Yargıtay HGK. ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği bu tür davalar 10 yıllık zamanaşımına tabi olup; bu süre içinde geçersiz sözleşmeye dayanarak davacı ödediğini geri isteyebilir.
Bu nedenle mahkemece işin esası incelenerek karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
II-) Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/12057, K. 2017/18322, 27 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama