KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/13717 E., 2017/2504 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2017
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalının bir süre önce evi terk ederek başka bir kadınla yaşamaya başladığını ve evin hiçbir ihtiyacını karşılamadığını, bu nedenle kendisinin çok zor durumda olduğunu belirterek, aylık 600,00 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı eşinin kendisini eve almadığını, bu nedenle ayrı yaşadıklarını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, dava tarihinden itibaren geçerlik olmak üzere aylık 250,00 TL nafaka nın her ay [TCKN] TC Kimlik nolu davalı ... 'dan alınarak .... T.C Kimlik numaralı, .... 01/01/1956 doğumlu, ...'ya verilmesine , fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-)Dava, ayrı yaşamda haklılık nedenine dayalı olarak açılmış, tedbir nafakası istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu'nun 197.maddesine göre, ayrı yaşamakta hakkı olan eş diğer eşten tedbir nafakası isteminde bulunabilir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenlemeler gereği eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında katılmak zorundadırlar (TMK.madde 186/son). Buna göre evlilik birliğinin ortak giderleri olan kira, elektrik, yakıt, su ve benzeri giderlere davalı eş katılmak zorundadır.
Bu bağlamda; tedbir nafakası miktarı tayin edilirken, birliğin giderlerine katılmada eşlerin "ekonomik güçleri" ile müşterek yaşam sırasında davalının eş ve çocuklarına sağlamış olduğu yaşam düzeyi dikkate alınmalı, hakim; eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyelerinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Somut olayda; taraflar hakkındaki sosyal ekonomik durum araştırmasına göre, davacının ev hanımı olduğu, sabit bir geliri bulunmadığı, geçimini oğlunun sağladığı, davalının ise aylık 875,00 TL emekli maaşı aldığı, ayrıca kendisine ait mermer dükkanı bulunduğu, bu dükkanı çocukları ile birlikte işlettiği, adına kayıtlı arsaları bulunduğu, ayrıca aile apartmanı niteliğinde 4 katlı bina sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve özellikle davalının tesbit edilen mevcut gelir durumuna göre, mahkemece takdir edilen nafaka miktarı az olup, Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; davalı kocanın tesbit edilen geliri ile orantılı olacak ve onu zarurete düşürmeyecek şekilde TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre davacı lehine daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken, az miktarda nafaka takdiri usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2-) Kabule göre de, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nafaka davalarında; davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten (maktu vekâlet ücreti) düşük olmamak üzere, hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden nisbi vekâlet ücretine hükmolunur, reddedilen kısım için ise vekâlet ücretine hükmolunmaz (AAÜT. md 9).
Somut olayda, mahkemece kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine, 2015 yılı A.A.Ü.T. 9.maddesi uyarınca hükmedilen nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücretine hükmedilmiş olması da bozmayı gerektimiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/13717, K. 2017/2504, 6 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama