KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/15189 E., 2017/3176 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2017
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırılması-indirilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı-karşı davalı, tarafların 03.04.2014 tarihinde kesinleşen .... Aile Mahkemesinin 2014/8-154 E.K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, boşanma kararı ile velayetleri kendisine bırakılan 2001 ve 2004 doğumlu müşterek çocuklar lehine 1.000'er TL iştirak nafakasına karar verildiğini, aradan geçen sürede nafakaların yetersiz kaldığını ileri sürerek, nafakanın her bir çocuk için 500 TL artırımı ile aylık 1500'er TL'ye artırılmasını talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı, davacı-karşı davalının davasının reddine, velayeti davacı annede bulunan 2001 ve 2004 doğumlu müşterek çocukların nafakaların 500'er TL 'ye indirilerek her yıl Üfe oranında artırılmasına, boşanma kararı ile velayeti kendisine bırakılan 2013 doğumlu müşterek çocuk için bağlanan 100 TL iştirak nafakasının 1.000 TL'ye artırılmasına ve her yıl Üfe'ye göre artırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile 2001 ve 2004 doğumlu müşterek çocuklar lehine daha önce hükmedilen 1000'er TL iştirak nafakasının 1.100'er TL'ye artırılmasına, nafakaların bundan sonraki yıllarda Üfe oranında artırılmasına, karşı davanın kısmen kabulü ile 2013 doğumlu müşterek çocuk lehine daha önce hükmedilen 100 TL iştirak nafakasının 150 TL'ye artırılmasına, nafakanın bundan sonraki yıllarda Üfe oranında artırılmasına, 2001 ve 2004 doğumlu müşterek çocukların nafakalarının indirilmesi talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı-karşı davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
HUMK. nun 433/2 maddesine uyarınca; hükmü süresinde temyiz etmemiş olan taraf, diğer tarafın temyiz dilekçesinin tebliğinden sonra 10 gün içerisinde vereceği cevap dilekçesi ile hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteğinde (katılma yolu ile temyiz) bulunabilir.
Davacı taraf, 29.04.2016 tarihinde tebliğ edilen hükmü yasal süresi içerisinde temyiz etmemiştir. Davalı tarafın temyiz dilekçesi ise; davacı vekiline 07.06.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olup, bu temyize karşı cevap dilekçesi ve karşı temyiz isteminin yasal 10 günlük süre geçtikten sonra 22.06.2016 tarihinde verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla davacı-karşı davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK. nun 432/4 maddesi uyarınca reddine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine,
2-Davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının inelenmesinde;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
HMK 26.maddesinde; "Hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez" düzenlemesi yeralmaktadır.
Hakim, davacının talebi ile bağlı olup, bu talepten fazlasına karar veremez. Bunun gibi hakimin talepten başka bir şeye de hüküm vermesi yasaktır. Buna karşılık, mahkeme yapılan tahkikat sonunda gerçekleşecek duruma göre talepten noksanına hüküm verebilir.
Mahkemece, davacı-karşı davalının 2001 ve 2004 doğumlu müşterek çocuklar lehine iştirak nafakasının artırımına ilişkin asıl davada Üfe oranında artış talebi olmadığı halde, davacının talebi aşılarak nafakaların bundan sonraki yıllarda TÜİK tarafından açıklanan yıllık Üfe oranında artırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7.maddesi gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/15189, K. 2017/3176, 16 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama