KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/15314 E., 2017/9466 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2017
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki asıl menfi tespit ve birleşen itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı- birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı- birleşen davalı vekili; tarımsal sulama elektrik abonesi olduğunu, kaçak elektrik kullanımı ile ilgili olarak hakkında tutanak düzenlendiğini, kaçak elektrik kullanmadığını belirterek, kaçak elektrik tespit tutanağından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı- birleşen davalı vekili; asıl davanın reddi, kaçak elektik kullanımından doğan elektrik borcu nedeniyle davacı- birleşen davalı hakkında icra takibi yapıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı- birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- HMK'nun 166. maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür.
Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin de ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
Temyize konu edilen davada; mahkemece asıl ve birleşen dava için yargılama giderleri ve vekalet ücretleri ayrı ayrı tayin edilmemiştir. Diğer bir anlatımla, hükmün HMK'nun 297. maddesinde gösterilen şartları taşımadığı açıktır. Hal böyle olunca mahkemece; asıl ve birleştirilen dava için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, bu ilke gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. 2-) Bozma nedenine göre, davacı- birleşen davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/15314, K. 2017/9466, 8 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama