KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/15701 E., 2017/5215 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2017
Karar Metni
622 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin vefat eden babası Yunus Nadi Kaplan ile davalı arasında görülen ...3.
Aile Mahkemesi'nin 2007/765 Esas 2009/166 Karar sayılı ilamı gereğince dava tarihinden boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar devam etmek üzere aylık 300 TL olmak üzere tedbir nafakasına karar verildiğini, mahkeme kararının 27/10/2010 tarihi itibari ile kesinleştiğini, karar gereğince ödemelerin babasının vasisi olan müvekkili tarafından davalının avukatının hesabına yatırıldığını, ancak buna rağmen davalı tarafın başkaca avukatı tarafından müvekkilinin vefat eden babasına Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2010/810 Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını,
müvekkilinin tüm nafaka ödemelerini davalı vekiline yapmış olmasına rağmen davalı asilin müvekkilinin babasının emekli maaşına haciz koyarak birikmiş nafaka ve aylık nafakaların tahsiline gittiğini, taraflarınca müvekkil aleyhine yapılan icra takibine ilişkin Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2010/325 Esas sayılı dosyası ile görülen davada müvekkilinin tüm nafaka ödemelerini davalıya ve vekiline yapmış olduğunun tespit edilmiş olmasına rağmen müvekkiline iade ödeme yapılmadığını bunun üzerine İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2014/10636 Esas sayılı dosyasından davalı hakkında taraflarınca icra takibi yapıldığını,
davalının borcun tamamına itiraz ettiğini beyanla, davalının icra takibine karşı yapmış olduğu itirazının iptaline ve icra takibinin devamı ile alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacının, babasının ölümünden iki yıl sonra kendi hesabından ödendiğini öne sürerek mükerrer ödeme nedeniyle iade talep hakkı bulunmadığını, nafakanın eline ulaşıp ulaşmadığını imzalı belge ile kontrol etmesi gerektiğini, davanın kendisine karşı değil ödemeleri alıp kendisine ulaştırmayan avukata karşı açılması gerektiğini, halen ödenmeyen 900 TL nafaka tutarı bulunduğunu, eline geçmeyen nafaka bedelleri için faiz tahakkuk ettirilmesinin yanlış bir uygulama olduğunu savunmuştur.
Mahekemece; davanın kısmen kabulü ile davalının İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2014/10636 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 6.083,81 TL'lik kısmın iptali ile takibin bu kısım üzerinden devamına, alacağın likit olduğu ve takibe yapılan itirazın haksız olduğu anlaşıldığından asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, nafaka alacağına dayalı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Somut olayda, dava konusu alacak miktarı (likit) belirlenebilir olmadığı ve yargılama sonucu belirlendiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değilse de, bu hususun giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.maddesinin yollamasıyla HUMK'nun 438/7.maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/15701, K. 2017/5215, 13 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama