KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/16088 E., 2017/4939 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2017
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki iştirak nafakasının arttırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı ile boşandıklarını ve boşanma ile müşterek çocukları için 150 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, çocuğun, davalı ile ortak kararları neticesinde özel okula başlaması nedeniyle masraflarının arttığını belirterek iştirak nafakasının 1000 TL'ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı, boşanmadan sonra ekonomik ve sosyal durumunda iyileşme değil gerileme olduğunu, özel okulun davacının tercihi olduğunu bu nedenle aradaki farkın kendisi tarafından karşılanması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile müşterek çocuk için hükmedilen aylık 150,00TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 550,00TL arttırılarak, iştirak nafakasının aylık 700,00TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, verilen bu hüküm davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
1-) HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca daha önce karar verilmeyen hallerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
Hakim, Türk hukukunu resen uygular. (HMK 33/1.md.)
Mahkemece, 24.12.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında, taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulüne şeklinde ara karar kurulmuş, 10.03.2016 tarihli ön inceleme duruşmasında ise, ön inceleme yapılmadan ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konuları belirlenmeden, davalı vekiline tüm delillerini bildirmek üzere iki haftalık süre verilmiş, bir sonraki celsede de karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanununun emredici hükümleri yok sayılarak Hukuk Muhakemeleri Kanununu 33. maddesi hükmüne açıkça aykırı davranılması bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/16088, K. 2017/4939, 6 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama