KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/1714 E., 2017/1697 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2017
Karar Metni
591 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında birleştirilerek görülen alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davalı ... ... hakkındaki davanın reddine, davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm davacı vekili ile birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı ... vekili tarafından istenilmekle, daha önceden belirlenen 21.02.2017 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Av. ..., davacı vekili Av. ... geldi.
Aleyhine temyiz olunan davalı ... ... vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00' e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; müvekkili şirketin 2007 Ekim ayında fazla reaktif enerji tüketimi yapmış olduğu gerekçesiyle davalı ... ... tarafından düzenlenen fatura ile 607.945,54 YTL ceza tahakkuk ettirildiğini, reaktif tüketim aşımının depreme dayanıklılık çalışmaları nedeniyle dava dışı Teiaş tarafından verilen talimat üzerine yardımcı tesislerin beslemesinin Fider-14'ten sökülerek Fider-13'e bağlanması nedeniyle meydana geldiğini, faturanın yeniden incelenmesi ve düzeltilmesi talebinin davalı tarafça kabul edilmemesi üzerine fatura tutarının ihtirazi kayıtla ödendiğini ileri sürerek; alacakları olan 607.945,54 TL'den, şimdilik 15.000 TL’nin ödeme tarihi olan 28.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ...'tan tahsilini istemiştir.
Davacı vekili, birleşen 2008/413 Esas sayılı dosyada; aynı vakıaları ileri sürerek, 607.945,54 TL'nin ödeme tarihi olan 28.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar Fırat ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı ... ... vekili; yapılan inceleme sonucunda fazla reaktif enerji tüketiminin, fider aktarmasından kaynaklanmadığının anlaşıldığını, davaya konu reaktif cezasının ise reaktif tüketim tutarı 495.392,40 TL ve bu bedel üzerinden alınan 89.170,63 TL KDV olmak üzere toplam 584.563,03 TL olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; asıl ve birleşen davanın konularının aynı olduğu, birleşen davanın sadece davalı ...'ın davaya dâhil edilmesi amacıyla açılmış olması nedeni ile davalar hakkında tek bir hüküm kurmanın yeterli olduğu gerekçesiyle; davalı ... ... hakkındaki davanın reddine, davalı ... hakkındaki davanın ise kısmen kabulü ile 303.972,77 TL nin 28.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- HMK'nun 166. maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür.
Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; asıl ve birleşen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulmamış, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri de ayrı ayrı tayin edilmemiştir. Diğer bir anlatımla, hükmün HMK'nun 297. maddesinde gösterilen şartları taşımadığı açıktır.
Hal böyle olunca mahkemece; birleştirilen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, bu ilke gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-) Bozma nedenine göre, temyiz eden tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/1714, K. 2017/1697, 21 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama