KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/18443 E., 2018/5022 K.·Mahkemesi:tüketici Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2018
Karar Metni
630 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; aboneliğine çıkarılan 30 günlük su faturasının 19.172,64 TL olduğunu, 30 günde suyu devamlı kullansalar dahi 1.565 m³ suyun teknik olarak sayaçtan geçmesinin mümkün olmadığını, sayacın 20'lik sayaç olduğunu, kapasitesinin belli olduğunu, tüketimlerin çok üstünde faturalandırma yapıldığını belirterek 2015 Ağustos dönemi su faturasının iptali ile eski tüketimlerinin ortalaması alınarak yeni fatura düzenlenmesini talep etmiştir.Davalı vekili;
...Tarifeler Yönetmeliğinin 41/1. maddesi uyarınca davacının idareye başvurusu üzerine sökülen su sayacının, Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğünce yapılan teknik muayenesi sonucunda 3.905 m³ tüketim göstergesinde (+%33) hatalı çalıştığının rapor edildiğini, davacının aboneliğinin son üç dönem tahakkuk toplamlarının (+%33) hata oranı düşülerek 2015/8 dönem faturasının 02.10.2015 olan dava tarihinden önce 07.09.2015 tarihinde düzeltildiğini, davanın konusuz kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda sayacın 14.07.2015 - 15.08.2015 tarihleri arasındaki 30 günlük dönemde arızalı olduğu,
sayacın arızalanmasında abonenin bir kusurunun bulunmadığı, sayaçların kontrol ve periyodik muayenelerinin yapılması sorumluğunun davalı ...'de olduğu, dolayısıyla abonenin bir önceki yılın aynı dönemlerine ait doğru olduğu kabul edilen tüketimi baz alınarak fatura edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile faturanın iptali ile 52 m³ tüketim karşılığı yeni bir fatura düzenlenmesine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 02/10/2015 tarihinde açılmıştır.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 Sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.
Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Taraflar arasında işyeri aboneliği sözleşmesi bulunduğu, davalı şirketin (satıcı), davacı(abone)nın su abonesi olduğu dolayısıyla tüketici olmayan davacı ile davalı şirket arasındaki uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında davacının ticari işletmesine ilişkin olarak su aboneliği sözleşmesi bulunduğu, her iki tarafın da tacir olduğu göz önüne alındığında uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümü asliye ticaret mahkemelerinin görevi içerisindedir.
O halde, mahkemece; davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/18443, K. 2018/5022, 10 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama