KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/19063 E., 2017/7749 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2017
Karar Metni
307 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin reşit olduğunu, halen lise eğitimine devam ettiğini, deshaneye gittiğini belirterek müvekkili lehine aylık 300,00 TL nafakaya hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, lehine karar verilmesini istediğini bildirmiştir.
Mahkemece, davacının reşit olması, hükümlü bulunan davalının çalışma imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Davalının, Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/84 Esas, 2014/4 Karar sayılı ilamı ile 1 yıl 2 ay 861 gün hapis cezasına mahkum edildiği, 12/06/2015 tarihinde cezaevine girdiği, koşullu salıverilme tarihinin 30/01/2019, bihakkın tahliye tarihinin ise 27/09/2019 olduğu; davanın ise, 09/11/2015 tarihinde açıldığı, bu dava nedeniyle davalıya yapılan tebligatların ise davalıya ceza infaz kurumunda tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
TMK' nın 407.maddesi "Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir.
O halde, mahkemece; davalının, 1 yıl 2 ay hapis cezası aldığı ve TMK'nun 407. md uyarınca kendisine vasi tayini gerektiği hususu değerlendirilerek; sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/19063, K. 2017/7749, 23 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama