KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/19425 E., 2017/7146 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2017
Karar Metni
462 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı ile 1984 yılından beri evli olduklarını, davalının 5-6 ay önce evi terk ederek başka bir kadınla yaşamaya başladığını ve evin hiçbir ihtiyacını karşılamadığını, bu nedenle kendisinin çok zor duruma düştüğünü belirterek, aylık 2000,00 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, talep edilen nafakanın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, dava tarihinden itibaren aylık 880,00.TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilemsine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere,delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine davalının tüm davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, ayrı yaşamda haklılık nedenine dayalı olarak açılmış, tedbir nafakası talebine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu'nun 197.maddesine göre, ayrı yaşamakta hakkı olan eş diğer eşten tedbir nafakası isteminde bulunabilir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenlemeler gereği eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında katılmak zorundadırlar (TMK.madde 186/son). Buna göre evlilik birliğinin ortak giderleri olan kira, elektrik, yakıt, su ve benzeri giderlere davalı eş katılmak zorundadır.
Bu bağlamda; tedbir nafakası miktarı tayin edilirken, birliğin giderlerine katılmada eşlerin "ekonomik güçleri" ile müşterek yaşam sırasında davalının eş ve çocuklarına sağlamış olduğu yaşam düzeyi dikkate alınmalı, hakim; eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyelerinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Somut olayda; taraflar hakkındaki sosyal ekonomik durum araştırmasına göre, davacının ev hanımı olduğu, sabit bir geliri bulunmadığı, geçimini anne babasının yardımı ile sağladığı, davalının kendine ait araçlar ile nakliyecilik yaptığı, aylık gelirinin 3.000 TL olduğu, adına kayıtlı tır niteliğinde araçları bulunduğu belirtilmiş, bunun yanında dinlenen tanık beyanlarında ise davalının adına kayıtlı 2 tır ve 1 adet iş makinesi olup aylık kazancının 10.000-15.000 TL civarında olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve özellikle davalının tespit edilen mevcut gelir durumuna göre, mahkemece takdir edilen nafaka miktarı az olup, Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; davalı kocanın tespit edilen geliri ile orantılı olacak ve onu zarurete düşürmeyecek şekilde TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre davacı lehine daha uygun miktarda nafakalara hükmedilmesi gerekirken, az miktarda nafaka takdiri usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/19425, K. 2017/7146, 15 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama