KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/19847 E., 2017/8913 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2017
Karar Metni
595 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı ile .... 2. Aile Mahkemesinin 2013/390 Esas 2014/675 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını müşterek çocuk .....'ın velayetinin kendisine verildiğini, kendisi için 200-TL yoksulluk nafakasına, çocuk için 200-TL iştirak nafakasına karar verildiğini, çocuğun okul masraflarının arttığını almış olduğu nafakanın kendisine yetmediğini, dizindeki rahatsızlıktan dolayı çalışamadığını, evin kirası ve faturaların yüksek olmasından dolayı geçim sıkıntısı çektiğini, davalının İngilterede çalıştığını ve orada lokanta işlettiğini duyduğunu müşterek çocuk ..... için ödenen nafakanın 1.000 TL ye, kendisine ödenen nafakanın 1.000 TL ye çıkartılmasına, nafakaların yıllar itibari ile enflasyon oranında artırılmasını talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile .... 2. Aile Mahkemesinin 2013/390 Esas 2014/675 Karar sayılı kararı ile hükmolunan aylık 200-TL olan yoksulluk nafakasının ve müşterek çocuk ..... için aylık 200-TL olan iştirak nafakasının dava tarihi olan 10/02/2016 tarihinden itibaren aylık 400-TL' ye çıkartılmasına ve her ay davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen yoksulluk ve iştirak nafakası miktarının her yıl enflasyon oranında artırılmasına karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; yoksulluk ve iştirak nafakasının artırılması istemine ilişkindir.
1-Temyize konu uyuşmazlık; dava dilekçesinin ve ön inceleme duruşma günün davalıya 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde bildirilip bildirilmediği, buna bağlı olarak da karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir."
"(Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./3.mad.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır."
Belirtilen yasal düzenleme uyarınca, muhataba çıkarılacak tebligat, öncelik mahatabın bilinen en son adresinde Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümlere göre yapılacak, bilinen en son adrese çıkartılan bu tebligattan sonuç alınamaz ya da böyle bir aderesi mevcut değil ise, bu kez muhatabın adres kayıt sistemine kayıtlı bir adresi bulunup bulunmadığı araştırılarak muhatabın adres kayıt sisteminde mevcut bir adresinin saptanması halinde bu adresi esas alınarak (Tebligat Kanunu'nun madde 21/2 uyarınca) tebliğ işlemleri yapılacaktır.
Tebligat Kanunu'nun 25/a maddesi ,siyasî temsilcilik aracılığıyla yabancı ülkedeki Türk vatandaşlarına tebligat usulünü düzenlemektedir.
Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde davalının adresini " ..." olarak göstermesine rağmen; Mahkemece dava dilekçesi ve ön inceleme duruşmasının gününü bildirir davetiye " ..../ ...." adresine gönderilmiş ve tebligat mahalle muhtarlığına bırakılmıştır.
Görüldüğü üzere, dava dilekçesi ve ön inceleme duruşmasını bildirir tebligat, dava dilekçesinde bildirilen davalının bilinen son adresi görünen adresine çıkarılmamış, davalı davadan haberdar olmamıştır.
Bu bağlamda, davalıya dava dilekçesi ve ön inceleme duruşmasını bildirir tebligat usulüne uygun tebliğ edilmemiş olup, usulsüz tebligata rağmen, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; taraflara duruşma gününün usulüne uygun bildirilmesinin ardından hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalıya usulsüz tebligat esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre; davalının sair itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/19847, K. 2017/8913, 1 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama