KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/20233 E., 2018/7266 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2018
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı ile boşandıklarını boşanma davasında; müşterek çocuk İrem lehine iştirak nafakasına hükmedildiğini, iştirak nafakasının sonradan açılan nafaka artırım davası neticesinde yükseltildiğini, nafaka borcunun davalıya ait banka hesabına yatırıldığını ileri sürerek, nafakanın tahsili amacıyla aleyhine başlatılan icra takibinin tedbiren durdurulması ve alacağın %50’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davacının dava konusu takip tarihi itibariyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekir.
2-Dava, İcra ve İflas Kanununun İİK’nın 72. maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.
İcra ve İflas Kanunu’nun 72 maddesinin 5.fıkrası uyarınca; “...Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” Buna göre; alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması ve takip nedeniyle borçlunun zarara uğramış olması koşullarına bağlanmıştır.
Bu haliyle mahkemece, yasal şartları oluşmayan istem hakkında red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/20233, K. 2018/7266, 27 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama