İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2016/20654 K.2018/10592

Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen hükme karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna…

Esas2016/20654Karar2018/10592Tarih25 Ekim 2018Okuma5 dk · 1.003 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2016/20654 E., 2018/10592 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Ekim 2018
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.003 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen hükme karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulmakla, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

YARGITAY KARARI

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili ile davalının, 22.12.1997 tarihinde evlendiklerini ve bu evlilikten bir çocuklarının bulunduğunu; tarafların karşılıklı anlaşarak ... Sulh Hukuk Aile Mahkemesi'nin 13.02.2004 tarihinde kesinleşen kararı ile boşandıklarını, söz konusu kararın boşanmaya ilişkin kısmının tanıma ve tenfizine mahkemece karar verildiği; ...

Yerel (Aile) Mahkemesi'nin ... dosya numaralı kesinleşmiş kararı ile de, müşterek çocuk için davalı tarafından ödenmesi gereken birikmiş ve aylık nafaka alacaklarının hüküm altına alındığını belirterek; ... Yerel (Aile) Mahkemesi'nin ... dosya numaralı kesinleşmiş nafaka kararının (Türkiye'de icrası için) tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde; tarafların 2009 yılında ...'da yaşadıkları sırada tanıma ve tenfize konu kararın alındığını, Türk yasalarına ve değişen maddi koşullara göre yeniden inceleme yapılması ve yeni bir nafaka miktarının belirlenmesi gerektiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.Mahkemece. "Her ne kadar, davacının talebi doğrultusunda, kesinleşmiş nafaka kararının tanınması ve tenfizi talep edilmiş ise de; ...

Nafakaya dair yabancı mahkeme ilamının 20.06.1956 tarihli Nafaka Alacaklarının Yabancı Memleketlerde Tahsili ile ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre (New York Sözleşmesi) tenfizine ya da tanınmasına lüzum olmaksızın doğrudan Türkiye'de icra ettirilebilmesi mümkündür. Anılan sözleşme 26.01.1971 tarihli 1331 sayılı kanunla onaylanarak uygun bulunmuş ve iç hukuk kuralı haline gelmiştir.

Bu bakımdan sözleşme hükümlerine göre yabancı bir ilam için Türkiye'de doğrudan icra ettirebilme olanağı olduğundan, tanıma ve tenfiz kararına gerek bulunmamaktadır. Davacının doğrudan icra ettirebilme imkanı olduğu halde tanıma ve tenfiz kararı talep etmesinde hukuki yarar görülmemiş, bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiştir" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, temyiz edilmeksizin 22.01.2015 tarihinde kesinleşmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.11.2016 tarihli yazıları ile; "...1956 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 5. maddesinin 3. bendinde nafakaya ilişkin yabancı

mahkeme ilamının, nasıl icra edileceğinin borçlunun devletinin kanununa göre belirleneceğini hüküm altına almıştır. 1958 tarihli Lahey Sözleşmesinin 6.maddesinde tenfiz kararı verilmesine ilişkin usulün tenfiz merciinin mensup olduğu Devletin kanununa tabi olduğu belirtilmiş, gerekli şartlar sözleşmenin 2. maddesinde sıralanmıştır.

1973 tarihli Lahey Sözleşmesinin 13.maddesinde kararın tanınması veya tenfizi usulünün talep edilen Devletin hukukuna tabi olduğu belirtilmiştir. ...

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usül Hukuku Hakkında Kanun'un 50. maddesinin 1. fıkrasında sevk edilen " Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kurumlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır".

Hükmü ile de, yabancı mahkemelerce verilen hukuk davalarına ilişkin hükümlerin ülkemizde hüküm ve sonuç doğurabilmesi için tanıma ve tenfiz edilmesi zorunluluğu getirilmiştir.Bu durumda, yabancı mahkemelerce verilen nafakaya ilişkin hükümlerin ülkemizde icra edilebilmesi için Türk mahkemelerince verilecek bir kararla tanınması ve tenfizi ulusal ve uluslararası mevzuata göre zorunlu bulunduğundan; mahkemece, bu tür kararların doğrudan icra edilebileceği gerekçesi ile davanın reddinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu" belirtilerek, hükmün HUMK.nun 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması talep edilmiştir.Davada;

nafaka yükümlülüğü konusundaki yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi talep edilmiştir.

Mahkemece; nafaka alacaklarının tahsili ile ilgili uluslararası sözleşmeye göre (20/06/1956 tarihli New York sözleşmesi) tenfizi yada tanımaya lüzum olmaksızın doğrudan icra ettirebilme imkanı olduğu halde tanıma ve tenfiz kararı talep etmesinde hukuki yarar görülmediğinden bahisle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.12/12/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 58. maddesinin 1. fıkrasına göre.

Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54'üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.

Türkiye Cumhuriyeti, borçlu ve alacaklı yanları farklı ülkelerde bulunan nafaka alacaklarına uluslararası tahsil imkanı tanıyan;

• 1956 tarihli "Nafaka Alacaklarının Yabancı Memleketlerde Tahsiline İlişkin Birleşmiş Milletler New York Sözleşmesi"

• 1958 tarihli " Çocuklara Karşı Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınması ve Tenfizine ilişkin Lahey Sözleşmesi"

• 1973 tarihli "Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınması ve Tenfizine ilişkin Lahey Sözleşmesi" ne taraftır.

1956 tarihli Birleşmiş Milletler New York Sözleşmesinin amacı; yabancı bir ülkede bulunan ve talep edilen devletin yargısına tabi olan borçludan nafaka alacağının tahsilini kolaylaştırmaktır. Sözleşmenin amacı bu olmakla beraber 5. maddesinin 3. bendinde nafakaya ilişkin yabancı mahkeme ilamının nasıl icra edileceği açıklanmış bulunmaktadır. Maddeye göre " 6'ncı maddede öngörülen muhakeme usulü, borçlunun Devletin kanununa göre ya bir tenfiz kararı veya tescil usulü olabilir ya da 1 inci fıkra hükümlerine göre intikal ettirilen karara müstenit yeni bir dava olabilir." düzenlemesini içermektedir.

1958 tarihli Lahey Sözleşmesinin 6.maddesinde ise; tenfiz kararı verilmesine ilişkin usulün tenfiz merciinin mensup olduğu Devletin kanuna tabi olduğu belirtilmiş, gerekli şartlar Sözleşmesinin 2.maddesinde sıralanmıştır.

Yine, 1973 tarihli Lahey Sözleşmesinin 13.maddesinde de; kararın tanınması veya tenfizi usulünün talep edilen Devletin hukukuna tabi olduğu belirtilmiştir.

Anılan Sözleşme hükümlerinde görüldüğü üzere, nafaka dayanağı kararın öncelikle talep edilen ülkenin kendi iç hukukuna göre tanınıp tenfiz edileceği, bu şekilde iç hukukta geçerli bir karar haline geldikten sonra yasal yollarla borçludan tahsil işlemlerine başvuralacağı açıktır. Sözleşmeler ile nafakaya ilişkin yabancı mahkeme kararının tanıma ve tenfizi sağlanmadan doğrudan ülkemizde icrasına yönelik husular düzenlenmemiş, tanıma ve tenfizin şartları, red sebepleri, esasa girme yasağı gibi uluslararası nafaka işlemlerinde yeknesak uygulama tesis edecek hususlar düzenlenmiştir.

5718 sayılı Milletlararası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50 nci maddesinin 1 inci fıkrasında.

"Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır." denilmektedir.Bu durumda, yabancı mahkemelerce verilen nafakaya ilişkin ilamların Ülkemizde icra edilebilmesi için Türk mahkemelerince verilecek bir kararla tanınması ve tenfizi ulusal ve uluslararası mevzuata göre zorunlu bulunduğundan; mahkemece, işin esasına girilerek oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken;

belirtilen uluslararası sözleşme hükümlerine göre nafakaya ilişkin yabancı mahkeme ilamını Türkiye'de doğrudan icra ettirebilme imkanı bulunan davacının tanıma ve tenfiz talep etmesinde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile; ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14/11/2014 tarihli ve 2013/694 Esas, 2014/865 Karar sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, HMK'nın 363/3. maddesi uyarınca gereği yapılmak üzere kararın bir örneğinin ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 25/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/20654, K. 2018/10592, 25 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/20654
Karar No
2018/10592
Tarih
25 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2016/20899 K.2018/10073
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2016/21027 K.2018/10074
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2016/21172 K.2018/10548
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2016/21427 K.2018/10062
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2016/21770 K.2018/10121
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2016/21779 K.2018/9990

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.