KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/20894 E., 2016/14341 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2016
Karar Metni
479 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının üç yıl önce müşterek evi terk ettiğini, tarafların ayrı yaşadıklarını, davalının evlilik sorumluluklarını yerine getirmediğini, davalının evin ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamadığını belirterek, davacı ve iki müşterek çocuk için ayrı ayrı aylık 250,00'şer TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı yönünden ayrı yaşamada haklılığı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, iki müşterek çocuk için ise aylık 200,00'er TL tedbir nafakasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) TMK’nun 195. maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Tedbir nafakasında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK Md. 186/son). Davacı eşin ekonomik durumunun davalı (kocadan) daha iyi olması veya davacının çalışması davalı (kocayı) tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Ortak giderlere (elektrik, su, telefon, kira, yakıt parası vs.) katılma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz. Bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Davacı kadının gelirinin bulunması ona tedbir nafakası bağlanmasını engelleyici bir hal değildir. Böylece "hakkaniyet" ilkesine uygun bir nafaka tespit edilebilir (TMK. Md. 4).
Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korunması gerektiğini gözetmelidir.
Somut olayda; davalının evi sebepsiz yere terk ettiği, müşterek eve dönmediği, davalının, davacının ihtiyaçlarını karşılamadığı ve davacının herhangi bir gelirinin de bulunmadığı sabittir. Bu durumda, davacı için ayrı yaşamada haklılık koşulları oluşmuştur.
Hal böyle olunca; mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilerek, davacı tarafın geçimini sağlayıcı, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK 4. md gereğince hakkaniyete uygun bir nafaka takdir edilmesi ve hüküm altına alınması gerekir iken, yanılgılı değerlendirme ile davacının talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/20894, K. 2016/14341, 8 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama