KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/3460 E., 2017/13406 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2017
Karar Metni
383 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki ziynet eşyası alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; eşi olan davalı tarafından müşterek evden kovulduğunu, düğün sırasında kendisine takılan ziynet eşyalarının bir bölümünün davalı tarafından bozdurulduğunu, geriye kalanların ise müşterek evde kaldığını ileri sürerek; ziynet eşyalarının bedelinin düğün tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı;
ziynet eşyalarının bir bölümünün düğün borçlarının ödenmesi ve araba satın alınması için davacının rızası ile bozdurulduğunu, geriye kalan iki adet bilezik ile iki adet takı setini ise davacının evden ayrılmasından sonra borçları nedeniyle bozdurmak zorunda kaldığını savunarak,davanın reddini istemiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 35.773 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacı kadına düğünde takılan ve kişisel mal niteliğinde bulunan ziynet eşyalarının bedellerinin iadesi istemine ilişkindir(TMK. md 220,226).Mahkemelerin görevinin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerekir.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5133 sayılı kanunla değişik 4. maddesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabından kaynaklanan bütün davaların aile mahkemelerinde görüleceği,
Aynı Yasanın 2. maddesinde de; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlere Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde bakılacağı, hükme bağlanmıştır.
Şu halde; aile mahkemesi kurulmaması nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesince, davaya aile mahkemesi sıfatı ile bakılıp karar verilmesi gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece; davaya “Aile Mahkemesi” sıfatıyla bakılması gerektiği gözetilmeden, anılan kanun hükmüne aykırı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma nedenine göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/3460, K. 2017/13406, 5 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama