KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/3465 E., 2017/14270 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2017
Karar Metni
649 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Davacı; 1992 yılında davalılarla tapu dışı satın alma amaçlı bir sözleşme yaptığını, buna göre davalıların dedelerinden kalan 5000 metrekare büyüklüğündeki tarla vasfındaki taşınmazdaki hisselerini kendisine sattıklarını, satış karşılığı 1992'deki para ile 250.000.000 lira ödendiğini, tapuda işlem yapılacağının kararlaştırıldığını, fakat yıllar geçmesine rağmen bunun gerçekleşmediğini beyan ederek öncelikle tapu iptal tescil talebinin olduğunu, kabul edilmezse 1992'deki 250.000.000 liranın denkleştirici ... ilkesi uyarınca dava tarihindeki karşılığının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiş; ..., ... 26.11.2013 tarihli celsede; taşınmazı 1992 yılında davacıya 25 yıllığına kiraya verdiklerini, bitme süresine birkaç yıl kala bu davanın açıldığını, bahsedilen satış senedini kabul etmediklerini beyan etmişler, 17.03.2014 tarihli dilekçelerinde ise; satış bedeli olarak yazan 250.000.000’un gerçekte 80.000.000 olduğunu, bu konuda sözleşmede yazılı tanıkların dinletilebileceğini, sözleşmenin zilyetlik devir sözleşmesi olduğunu, davacının burayı 22 yıldır sorunsuz kullanarak gelir elde ettiğini beyan ederek davanın reddini dilemişlerdir.
Davalılardan ... ise 22.05.2014 tarihli dilekçesinde; satışın 250.000.000 liraya değil 80.000.000 liraya yapıldığını, davacının 1992 yılından beri taşınmazı kullandığını, tapusunun devredilememesinin ilçede tapu konusunda sıkıntı olmasından kaynaklandığını, bu konuda kusurları bulunmadığını, bilirkişi raporlarını kabul etmediğini, 80.000.000 lira üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini belirterek senette yazılı tanıkların dinlenmesini ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacının terditli taleplerinden alacak talebinin kabulü ile 162.600,66 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan miras hisseleri oranında alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, harici (geçersiz) satış sözleşmesi gereğince ödenen paranın iadesi istemine ilişkindir
Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde yapılmadığı için TMK'nun 706, TBK'nun 237. (BK.'nun 213), Tapu Kanununun 26. ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olması gerekir. Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. İade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir.
Somut olayda, harici satım sözleşmesine konu taşınmazın halen davacının zilyetliğinde bulunduğu tüm dosya kapsamı ile sabit olup davalıların da kabulündedir. Bu durumda 10/07/1940 günlü ve 2/7 sayılı İBK uyarınca. BK 81 (TBK 97) maddesinin uygulama yeri bulacaktır. 10/07/1940 gün ve 2/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre, geçersiz taşınmaz satışında verilen satış bedeline alıcı faiz, taşınmazın kullanılmasından dolayı da satıcı ecrimisil veya kira bedeli isteyemez.
Davaya konu taşınmaz satış sözleşmesi geçersiz olduğuna göre, her geçersiz satışta olduğu gibi taraflar aldıklarını sebepsiz iktisap hükümleri dairesinde iade ile yükümlüdürler.
Taşınmaz dava tarihi itibariyle davacının zilyetliğinde ve tasarrufunda bulunduğuna göre zilyetlik devam ettiği sürece faize hükmedilmeyeceği, taşınmazın iade anından itibaren faize hükmedileceği hususu gözardı edilerek harici sözleşmedeki bedelin uyarlanması sonucu hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiş ise de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ve "hakimin takdir yetkisi kapsamında" kalmadığından, hükmün HUMK.'nun 438/7.maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/3465, K. 2017/14270, 19 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama