KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/4749 E., 2017/15233 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2017
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalının eğitim uzmanlığı görevi sırasında 03.08.1998-07.07.1999 tarihleri ile 19.12.2001-01.02.2005 tarihleri arasında yersiz makam ve görev tazminatı ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 10.996,36 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; alacağın zamanaşımına uğradığını, idari yargının görevli olduğunu, ödemenin mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 01.02.2005 tarihinde yapılan son ödeme ve 11.04.2005 tarihli yazı kapsamında aradan 4 yıl 7 ay 22 günlük süre geçtikten sonra davanın açıldığı ve 1 yıllık dava açma zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Zamanaşımı, bir talep ve dava hakkının kanunda belirtilen süre içinde kullanılmaması halinde usul hukukunca öngörülen şekilde ileri sürülmek koşuluyla borçluya borcunu ödememe imkanı veren bir hukuki müessesedir. Zamanaşımı bir itiraz olmayıp, def'i olduğundan ileri sürülmedikçe hakim tarafından doğrudan doğruya (re'sen) gözönünde tutulamaz
Zamanaşımı savunması, cevap süresi içinde verilecek cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerekir. Zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile süresinde ileri sürülmemişse, savunmanın genişletilmesi itirazı ile karşılaşır. Eğer davacı buna karşı koymaz ise süresinde savunmanın genişletilmesine zımni olarak onam vermiş sayılır.
Dava konusu olayda davalıya dava dilekçesi ekli davetiye 17.12.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı cevap süresi geçtikten sonra 02.02.2010 havale tarihli cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunmuş, davacı da 02.02.2010 tarihli ilk celse ve cevaba cevap
dilekçesi ile ''davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, süresinde ileri sürülmediği, muvafakat etmedikleri'' şeklinde beyanda bulunarak buna karşı koymuştur. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında davalının süresinde ileri sürmediği zamanaşımı define karşı davacının zamanında savunmanın genişletilmesine karşı koyduğu gözönüne alınarak, zamanaşımı def'ine itibar edilmemelidir.
O halde mahkemece yapılması gereken, işin esasına girerek sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır. Tüm bu hususlara dikkat edilmeden, yukarıdaki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/4749, K. 2017/15233, 2 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama