KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/8121 E., 2016/13829 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2016
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı ile ... Aile Mahkemesi'nin 26.05.2009 tarih ve 2009/741 Esas - 2009/722 Karar sayılı ilamıyla anlaşmalı olarak boşandıklarını, bu karar ile müşterek çocuk lehine aylık 250 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, ancak aradan geçen sürede müşterek çocuğunun ihtiyaçlarının arttığını ve nafakanın yetersiz kaldığını ileri sürerek, müşterek çocuk için takdir edilen aylık 250 TL iştirak nafakasının aylık 1000 TL'ye yükseltilmesini istemiştir.
Davalı, davacının talep ettiği nafaka miktarının fahiş olduğunu belirterek, müşterek çocuk için ödenecek iştirak nafakasının 430 TL olarak belirlenmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile.....Aile Mahkemesinin 26/05/2009 tarih 2009/741 E - 2009/722 K sayılı kararı ile velayeti davacı anneye verilen müşterek çocuk ... için takdir edilen aylık 250,00TL iştirak nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere 500,00TL arttırılarak aylık 750,00TL iştirak nafakasına çıkarılmasına, dava tarihinden geçerli olmak üzere davalıdan alınarak müşterek çocuğa verilmesine, fazlaya ilişkin taleblerin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-TMK.'nın 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.
Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının öğretmen olduğu, aylık 2.500 TL maaş ve bunun dışında ek ders ücreti aldığı, davalının Jandarma Binbaşı olduğu, aylık 4000 TL gelirinin bulunduğu ve yeniden evli olan davalının bu evliliğinden de iki çocuğu bulunduğu, müşterek çocuğun ise 2009 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, ihtiyaçları, aradan geçen süre ve davacı annenin de katkısı nazara alındığında; artırılan iştirak nafakası miktarı biraz fazla olup, TMK.'nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.
.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/8121, K. 2016/13829, 5 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama