KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/9 E., 2016/3772 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2016
- Mahkemesi
- ... AİLE MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/09/2015
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçeşinde; davalının müvekkilinin babası olduğunu, davalının çok sayıda taşınmazı olup maddi durumunun iyi olduğunu, müvekkilinin ise işsiz olup herhangi bir gelirinin olmadığını ileri sürerek; davalıdan 1.000 TL yardım nafakasının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı için aylık 250,00 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; yardım nafakası istemine ilişkindir.
TMK.'nun 364/1. maddesinde; "herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür".
TMK.'nun 365/2 maddesinde; "dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemesi yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun ...sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği..." vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK.'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı Hatice'nin, davanın açıldığı tarih itibari ile ev hanımı olup herhangi bir gelirinin olmadığı,yargılama sürer iken 01.02.2015 tarihinde emekli olduğu anlaşılmaktadır. Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir. Davacı, dava tarihi itibari ile kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun olduğundan yardım nafakası talebi haklıdır. Ancak davacının emekli olduğu tarih itibariyle kendi geliriyle yaşamını sürdürme imkanı kazandığı düşünüldüğünde, mahkemenin, davacı Hatice yararına emekli olduğu tarihle sınırlı olacak şekilde nafakaya hükmedilmemiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9, K. 2016/3772, 14 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama