KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/9573 E., 2018/1513 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2018
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali - tenkis davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar; murislerinin 97 yaşında, okuma yazma bilmediğini, davalı ve eşinin murisin ameliyatının ardından hastane parasının ödenmesi konusunda vasiyete konu taşınmazı davalı gelinine vasiyet etmesi için baskı yaptıklarını, vasiyetnamenin düzenlenmesinin ardından kimseye anlatmaması yönünde tehdide maruz kaldığını, murisin vasiyetnamenin anlamını algılamadığını belirterek vasiyetnamenin iptaline, aksi halde tenkisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; iddiaların doğru olmadığını, eşi ile 2001 yılından itibaren murise karşılık beklemeksizin baktığını, ancak murisin kendi isteğiyle vasiyetname düzenlediğini, temyiz kudretine haiz olduğunu, saklı payların ihlal edilmediği savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; vasiyetnamenin düzenlenmesinde baskı ve kandırmanın ispatlanmadığı, tapu bilgilerinin vasiyetnamede açıkça yazıldığı, saklı payın ihlal edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafın, murisin vasiyetnameyi düzenlediği tarihte fiil ehliyetinin bulunmadığını ileri sürdüğü, dava dilekçesinde vasiyetnameyi algılamadığını belirttiği anlaşılmaktadır.
Fiil ehliyeti yokluğu; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hâkimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
Fiil ehliyetinin nispi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kuruluşu olan Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Esasen TMK. nun 409/2. maddesinde de, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, ehliyetsiz olduğu ileri sürülen murisin vasiyetname tarihine yakın günlerde ve sonrasında tedavi görüp görmediği hususunda tarafların bilgisine başvurularak varsa doktor raporları, hasta müşahede kâğıtları ve film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi, sonrasında işlem tarihinde miras bırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekmektedir.
O halde mahkemece, ehliyetsizlik iddiası yönünden, işlem tarihinde murisin fiil ehliyetinin olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekirken, Adli Tıp raporu alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre davacıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9573, K. 2018/1513, 22 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama