KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/10670 E., 2019/1435 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2019
Karar Metni
378 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar asıl ve birleşen davalarda; müşterek murisleri ... tarafından noterde düzenlenen 15/05/2000 tarih ve 29/09/2000 tarihli vasiyetnamelerinin şekil ve ehliyetsizlik sebepleriyle geçersiz olduğunu, tasarruf ehliyeti bulunmayan murisin aldatma ve zorlama sonucu bu vasiyetnameleri yaptığını belirterek, vasiyetnamelerin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen kararın davacılar tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18/05/2015 günlü ve 2015/16152 E., 2015/8756 K.sayılı ilamı ile; "...davacılar şekil eksikliğini ileri sürerek bu nedenle de vasiyetnamenin iptalini talep etmiş ise de, kararın gerekçesinde buna ilişkin değerlendirme yapılmadığı, bu nedenle yasanın aradığı anlamda gerekçeli bir hüküm mevcut olmadığından, Yargıtay denetimini ortadan kaldıran (şekil yönünden iptal istemine ilişkin) gerekçesiz hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda; vasiyetnamelerin hem şekil şartları itibariyle hem de vasiyet bırakanın ehliyeti bakımından yasanın aradığı şartlar itibariyle geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-HMK'nun 166. maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür.
Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması gerekmektedir.
Somut olayda ise; birleşen davalar hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir(HMK. md 297).
Buna göre, mahkemece; asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Bozma nedenine göre, davacıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/10670, K. 2019/1435, 21 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama