KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/11449 E., 2019/6127 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2019
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kira bedelinin tespiti davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, murisinden kalan taşınmazı davalının kiracı sıfatıyla kullanmakta olduğunu, davalı kiracının kendi payına düşen kira bedelini sadece 2010 yılında ödediğini, daha sonra tahakkuk eden kira bedellerinden payına düşen kısmı ödemediğini belirterek, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait kira bedellerinin ne kadar olduğunun tespiti ile birlikte payına düşen miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacı ile aralarında kira sözleşmesi bulunmadığını, kiraya verenin taşınmazın ortaklarından dava dışı üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının alacak talebinin tespit talebinden ayrılarak görülmesine karar verilmiş, tespit talebi ile ilgili olarak elbirliği mülkiyet halindeki taşınmazın tüm ortakların rızası olmaksızın kiraya verilmiş olması nedeniyle geçerli bir kira sözleşmesinin bulunmadığı, bu nedenle kira bedelinin tespitinin de istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Türk Borçlar Kanununun 343. ve devamı maddelerinde kira bedelinin belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Ancak temyiz incelemesine konu olan davada, davacının talebi, bu maddelere göre kira bedelinin tespiti talebi niteliğinde olmayıp elbirliği mülkiyetine konu taşınmaz için ödenmiş ve ödenmekte olan kira bedelinden payına düşen kısmın tespiti ve tahsili talebine ilişkindir. Her eda davasının özünde tespit talebini de içereceği dikkate alındığında tefrik edilen alacak talebinin davacının tespit talebi ile birlikte görülmesi ve değerlendirilmesi gerekecektir. Bu nedenle alacak ve tespit taleplerinin ayrı ayrı görülmesi gerektiğine ilişkin ayırma kararı hatalıdır.
Mahkemece daha önce ayrılmasına karar verilmiş olan alacak ve tespit taleplerinin birleştirilerek davacının tespit talebinin yukarıda belirtilen esaslara göre değerlendirilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. 2) Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/11449, K. 2019/6127, 3 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama