KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/11783 E., 2018/6702 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2018
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Asıl davada, davacı, dava konusu iş yerinin 01/09/2010 tarihli kira sözleşmesi ile kiralandığını, kiralanana faydalı masraflar yapıldığını ancak ruhsat alınamadığını, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla faydalı masraf, yapılan kira ödemeleri ve kar mahrumiyeti olarak 20.000 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada, davacı, davalı kiraya verenlerin payları oranında kiralanana yapılan faydalı ve zorunlu masrafları ödemek zorunda oldukları belirtilerek davalılardan payları oranında 12.0005,22 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada, davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davada açılan davanın kısmen kabulü ile 4.001,07 TL' nin 31/05/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davada açılan davanın kabulü ile 12.005,22 TL' nin 31/05/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davanın, davalıları tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre asıl davada, davalının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği, açıklanmıştır.
Açıklanan madde hükmü uyarınca; yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilerek duruşmaya çağırılması, diğer bir anlatımla taraf teşkilinin sağlanması gerekir.
Bu bağlamda; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur.
Somut olayda, ... 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/966 Esas, 2016/1816 Karar sayılı dosyasında birleştirme kararı verilmiş ancak birleştirme kararı davalılara tebliğ edilmemiştir. Asıl dava da, birleşen dosya davalılarına birleştirme kararı tebliğ edilmediği gibi davalıların duruşma gününden usulünce haberdar edilmedikleri anlaşılmaktadır. Bu halde, birleşen davada, davalıların savunma hakkını kısıtlar biçimde yokluklarında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/11783, K. 2018/6702, 19 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama