KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/12868 E., 2017/17940 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2017
Karar Metni
546 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili ve davalı .... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar; miras bırakanı ...'in ... Han adıyla anılan taşınmazdan düşen beton blok nedeniyle hayatını kaybettiğini düşen parçanın davalıların maliki olduğu binanın bakımını yaptırmamalarından kaynaklandığı, davalıların tehlike ilkesine dayanan kusursuz sorumluluklarının bulunduğunu belirterek; annesi ... için 500.000.000 TL maddi 10.000.000.000 TL manevi ... için 500.000.000 TL maddi 10.000.000.000 TL manevi ve merhumun kardeşi davacı ... için de 5.000.000 000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 26.000.000.000 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yargılama sırasında verilen kararların dört defa temyiz incelemesinde bozulduğu, son olarak Dairemizin 2015/9518 esas 2015/18150 karar 17/11/2015 tarihli ilamıyla; “....Buna karşın mahkemece, davalılar ..., ... ve ... ... hakkında verilen 20/07/2010 tarih ve 2009/332 Esas- 2010/217 Karar sayılı hükmün kesinleşmesi ile davacılar yararına usuli müktesep hak oluştuğu ve bu davalıların maddi tazminat sorumluluğunun Mahkemenin 2009/332 Esas- 2010/217 Karar sayılı (...
Asliye Hukuk Mahkemesi) hükmü ile belirlenmiş olan 36.658,30 TL olduğu göz önüne alınmaksızın, Dairemiz'in 2013/14991 Esas- 2013/18313 Karar sayılı ilamına uyulması üzerine davalılar ..., ...'ın sorumlu olduğu miktarı da kapsar şekilde tüm davalılar yönünden 1000 TL maddi tazminata hükmedilmesi ve fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Söz konusu bozma ilamı uyarınca mahkemece; davacının davasının kısmen kabulü ile 99.09TL tazminatın 01/07/2003 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tapu
kaydındaki hisseleri oranında davalılar ... 'dan 14,62TL ve ... AŞ 'den 84,47TL'nin olarak alınarak davacılara ödenmesine , fazlaya ilişkin talebin reddine, bozma kapsamı dışında kalan hususlar kesinleşmiş olmakla bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacılar vekili ve davalı .... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalı ....’nin temyiz itirazının incelenmesinde;
Karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.'nin 13.maddesine göre;
“Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
Davacılar ıslah ile maddi tazminat taleplerini artırmıştır. Böylelikle ıslah edilen miktar dikkate alınarak reddedilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bozma sonrası hükmedilen miktar dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK .436/2 maddesi gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/12868, K. 2017/17940, 20 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama