İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2017/15597 K.2019/3939

Taraflar arasında birleştirilerek görülen itirazın iptali-alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl dava hakkında yeniden hüküm verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm taraflarca temyiz…

Esas2017/15597Karar2019/3939Tarih30 Nisan 2019Okuma7 dk · 1.499 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2017/15597 E., 2019/3939 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
30 Nisan 2019
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.499 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında birleştirilerek görülen itirazın iptali-alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl dava hakkında yeniden hüküm verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm taraflarca temyiz edilmiş, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 30.04.2019 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalılar vekili Av.... ile davacı vekili Av. ....geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı, davalıya 23.07.2005 tarihli belgeyle borç verdiğini, alacağının tahsili için başlattığı icra takibine ise davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, daha önce Irak’ta açılmış ve karara çıkmış olan dava nedeniyle kesin hüküm bulunduğunu, dava konusu belgenin borç ikrarını içeren nitelikte bir belge olmadığını, alt kısmında bulunan (not) olarak belirtilen bölümün de sonradan yazılmış olması ve imzasının da bulunmaması nedeniyle kendisini bağlamadığını, davacı ile aralarında şahsi bir borç ilişkisi bulunmadığını, dava konusu miktarın adi ortaklık nedeniyle alındığını, ne var ki ortaklığın zarara uğradığını savunarak, davanın reddini, %40 inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

Mahkemece, takibe dayanak yapılan 23.07.2005 tarihli, borç ikrarını içeren belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunması nedeniyle ve dinlenen tanık beyanları gereğince taraflar arasında borç alıp verme ve iş makinası temini yönünden bir hukuki ilişkinin bulunduğu ve borç miktarının 785.000 Dolar olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe vaki itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hükmün davalı tarafından temyizi üzerine 13.Hukuk Dairesi'nin 29.06.2009 tarih ve 2009/2616 Esas- 2009/8880 Karar sayılı ilamı ile "....

Dava konusu 23.7.2005 tarihli belgede, “Ben ...

2004 yılı içerisinde Irak Süleymaniye’de ortak iş yapmak üzere ...’dan parça parça olmak üzere (nakit para ve mal karşılığı olarak) toplam 785.000 Amerikan Doları tutarında para aldım.” Açıklaması mevcut olup, alınan paranın borç olarak değil, “ortak iş yapmak üzere” alındığı açıkça belirtilmiş olduğundan, öte yandan belgede tarafların imzalarından sonra yazılan, “Not: ... borcunu en geç 25.10.2005 tarihinde ödeyeceğini beyan etti.” yazılarının altında davalının imzası bulunmadığından ve bu kısım davalı tarafından da kabul edilmediğinden,

söz konusu belge borç ikrarını havi nitelikte bir belge olmadığı gibi, yazılı delil başlangıcı niteliğinde de değildir, davacının davalıya borç verdiğini yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. Davalının açık muvafakatı bulunmadığından HUMK’nun 288.maddesi gereğince miktar itibariyle olayda tanık dinlenemeyeceği gibi, tanık beyanları esas alınarak da hüküm kurulamaz.

Davacının, davalı tarafa 23.07.2005 tarihli belge gereğince ödediği paranın adi ortaklık sebebi ile verildiği anlaşılmakta olup davacı, davalıya borç verdiğini ve bu nedenle takip konusu miktar üzerinden davalıdan alacaklı olduğunu diğer yasal delillerle de kanıtlayamamıştır.

Ne var ki davacı, davalıya takip miktarı kadar borç vermiş olduğu konusunda dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmış olduğundan, mahkemece bu konuda davalıya yemin yöneltme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, borç ikrarını içeren ya da yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belge mevcut olmadığı halde, mahkemece eksik inceleme ve yanlış değerlendirmelerle tanık beyanları esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup..." gerekçesi ile bozulmuştur.

Davacı tarafından bozma ilamından sonra açılan ve işbu dava ile birleşen davada; davalı ...’in gerek kendisi ve gerekse temsilcisi olduğu diğer davalı şirket adına Irak devletinde yaptığı işler için 785.000 Doları kısmen nakit kısmen de makine alarak kendisinden aldıklarını, aradaki bu ilişkinin Yargıtay tarafından adi ortaklık olarak değerlendirildiğini ileri sürerek ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile fazlası saklı kalmak üzere 390.000 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Birleşen davada davalılar; davalı şirketin taraflar arasındaki adi ortaklıkta yer almadığını, şirket yönünden davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, adi ortaklığın sonlandırıldığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece; asıl davanın ve bozma kararından sonra açılan ve asıl dava ile birleştirilen davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı ve davalılar tarafından temyizi üzerine 13. Hukuk Dairesi'nin 03.04.2012 tarih ve 2011/9816 Esas-2012/8971 Karar sayılı ilamı ile "...birleşen davada adi ortaklık hukuki ilişkisine dayanıldığı ve taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık niteliğinde bulunduğu dairemizce kabul edilip bu husus taraflar açısından usulü kazanılmış hak teşkil ettiği için, davalıca eda edilen yemine dayanılarak birleşen davanın reddine karar verilmesi olanaklı değildir.

Bu itibarla birleşen dava yönünden, taraflar arasındaki ihtilafın adi ortaklık hükümleri dikkate alınarak çözülmesi gerekir.

Hemen belirtmek gerekir ki taraflar arasında imzalanan 23.07.2005 tarihli belge ile adi ortaklık kurulmuş ise de, adi ortaklığın ne zaman sona ereceğine dair bir kararlaştırma bulunmadığından, taraflarca da ortaklığın sona erdirildiği iddia ve ispat edilemediğinden ve bu hususta mahkeme kararı da olmadığından adi ortaklığın halen devam ettiğinin kabulü gerektiği gibi, birleşen davadaki talebe göre davacının fesih ve tasfiye isteğinin de kabulü zorunludur.

Taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğuna göre tasfiyenin bizzat mahkemece yaptırılması gerekir (...). Dava konusu olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı ve tasfiye ile ilgili bir anlaşmada bulunmadığı için tasfiyenin BK’nun 539 ve devamı maddelerine göre yapılması zorunludur.

Dava konusu adi ortaklıkta davalıların yönetici ortak konumunda bulundukları belirgin olup öncelikle yönetici ortak olan davalılardan yapılan iş ve harcamalara ilişkin bedeller ile gerekli görülecek diğer hususlar konusunda hesap istenmeli, hesap listesinin verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap vermekten kaçınmış sayılacağı kabul edilmeli, hesap verilmesi halinde ise hesapta uyuşmazlık çıkması halinde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, (...) tasfiye bu şekilde gerçekleştirilmelidir.

Mahkemece değinilen bu yönler dikkate alınmadan eksik inceleme ve soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile bozulmuştur.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda kesinleşen asıl dava hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen dava yönünden; davacı ile davalılar arasında kurulan adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi ile 390.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine,şartları oluşmayan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle 13.Hukuk Dairesi'nin 03/04/2012 tarihli bozma ilamında davalıların yönetici ortak olduklarının kabul edildiği ve bu durumun davacı taraf açısından usulü kazanılmış hak teşkil ettiği ve adi ortaklıkta yönetici ortak olan davalıların, ortaklıkla ilgili hesap vermeleri gerektiği, davalıların adi ortaklığın hesabına ilişkin uyuşmazlığı sunmuş olduğu delillerle ispatlayamadıklarının anlaşılmasına göre davalıların tüm, davacının ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Kural olarak, bozma kararına uyulmakla; orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan, bozma kararı dışında kalan yönler ise kesinleşir.

Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).

Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay'ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.

Dava tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı BK'nun 126. maddesinin 4. fıkrası , ıslah tarihinde yürürlülükte olan 6098 sayılı TBK'nun 147. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, adi ortaklıktan doğan davalar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımının başlangıcı ise, yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre adi ortaklığın sona ermesi ile başlar. Zira, sona erme sebeplerinin gerçekleşmesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girmekte olup, buna bağlı olarak ortakların tasfiye alacağını isteme hakkı da muaccel olmuş olur.

13. Hukuk Dairesi'nin 03.04.2012 tarih ve 2011/9816 Esas-2012/8971 Karar sayılı bozma ilamında "... taraflar arasında imzalanan 23.07.2005 tarihli belge ile adi ortaklık kurulmuş ise de, adi ortaklığın ne zaman sona ereceğine dair bir kararlaştırma bulunmadığından, taraflarca da ortaklığın sona erdirildiği iddia ve ispat edilemediğinden ve bu hususta mahkeme kararı da olmadığından adi ortaklığın halen devam ettiğinin kabulü gerektiği..." belirtilmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki adi ortaklığın feshedilmediği, devam ettiği, alacağın muaccel olmadığı anlaşıldığından zamanaşımının başladığının kabulü mümkün değildir. Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile davacının ıslahla talep ettiği miktar yönünden zamanaşımı nedeniyle red talebi doğru görülmemiştir.

Ancak; bir davanın yargılaması sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca bozulmasından sonra tarafların ıslah isteminde bulunmalarına imkan olmadığı 04/02/1948 tarihli ve 1944/10 Esas-1948/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile kabul edilmiştir. Nitekim, 06/05/2016 tarihli ve 2015/1 Esas-2016/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile de "bozma kararı sonrası ıslah yapılamayacağı ve 04/02/1948 tarihli ve 1944/10 Esas-1948/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının değiştirilmesinin gerekmediğine” karar verilmiştir.

Hal böyle olunca mahkemece; bozma kararı sonrası ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle hiç ıslah yapılmamış gibi davacının dava dilekçesinde belirtilen miktar dikkate alınarak (buna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti belirlenerek) sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken, ıslah ile artırılan miktar yönünden zamanaşımı nedeniyle talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalıların tüm, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428 inci maddesi gereğince davacı taraf yararına BOZULMASINA, 2.037 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/04/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/15597, K. 2019/3939, 30 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2017/15597
Karar No
2019/3939
Tarih
30 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/15598 K.2019/30531
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/15600 K.2019/30532
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/15602 K.2019/30533
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2017/15606 K.2019/5738
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2017/15628 K.2019/5739
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/15632 K.2019/28991

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.