KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/15781 E., 2017/16942 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2017
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, öğrenci olduğunu,yüksek öğrenimine devam ettiğini ve çalışmadığını,annesi ile birlikte ikamet ettiğini,barınma ve iaşesinin dava dışı annesi tarafından karşılandığını, davalı babasının ... A.Ş.’de üst düzey yönetici olarak çalıştığını ve maddi durumunun gayet iyi olduğunu ileri sürerek, 01.10.2013-01.10.2014 dönemi için aylık 1.500 TL, 01.10.2014-01.10.2015 dönemi için aylık 1.650 TL, 01.10.2015-01.10.2016 dönemi için aylık 1.850 TL, 01.10.2016-01.10.2017 dönemi için aylık 2.100 TL yardım nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı,boşandıktan sonra yeniden evlendiğini,iki çocuğunun daha olduğunu,aylık 10.000 TL civarında maaş aldığını,davacının birlikte yaşadığı dava dışı annesinin de maddi durumunun gayet iyi olduğunu,aylık 750 TL nafaka ödemeyi kabul ettiğini belirtmiştir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi neticesinde Dairemizin 09.02.2015 tarih ve 2014/14417 E.- 2015/1842 K. sayılı ilamı ile ‘’... tarafların ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği, davalının gelir durumu, davacının giderleri, mirasçılıkta da aynı sırada yer alan dava dışı annenin de nafakaya katılma yükümlülüğü değerlendirilerek ve hakkaniyet ilkesi de (TMK 4.maddesi) gözetilerek; daha uygun bir yardım nafakası takdir edilmesi gerektiği...’’ gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ise;davanın kısmen kabulü ile, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davacı için aylık 1.500,00 TL yardım nafakasına hükmedilmesine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, nafakanın her yıl ÜFE oranında arttırılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine; tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak tarafların takdir olunan nafaka ile ilgili ileride yeniden dava açma
hakları bulunduğundan nafakanın 01.10.2017 tarihine kadar devamına ilişkin talebin reddine, ancak dava açılmadığı takdirde nafakanın taleple bağlı kalınarak 01.10.2017 tarihinden itibaren kaldırılmasına karar verilmiş,hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm,davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.'nin 9. maddesinde,
''MADDE 9 – (1) Tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı, kira tespiti ve nafaka davalarında tespit olunan kira bedeli farkının veya hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, avukatlık ücreti olarak hükmolunur. Bu miktarlar, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamaz.
(2) Nafaka davalarında reddedilen kısım için avukatlık ücretine hükmedilemez.''
düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıdaki madde hükmü inceleniğinde görüleceği üzere ,nafaka davalarında reddedilen kısım için avukatlık ücretine hükmedilemeyeceğinden,mahkemece davanın reddedilen kısmı üzerinden davalı lehine 1.800,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
3-Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK .436/2 maddesi gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/15781, K. 2017/16942, 4 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama