KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/2211 E., 2017/11902 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2017
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı dilekçesinde; davacı ile davalı arasında kira sözleşmesi imzalandığını, kiralanın davacı tarafça 3. kişiye devredildiğini, devrin belediye tarafından onaylandığını, buna rağmen belediye tarafından kira alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığını belirterek icra takibine konu alacaktan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kira sözleşmesinin geçerli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece borçun dış üstlenmesinin yapılmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı kiraya veren 04.09.2012 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2009 yılının Ocak ayı ile 2010 yılının Haziran ayları arası ödenmeyen 18 aylık kira alacağı toplamı olan 22.500 TL nin tahsilini istemiştir. Davacı kiracı 03.01.2011 tarihinde davalı kiraya verene başvurarak işletmeyi devretmek istediğini, devrin onaylanmasını aksi halde sözleşmenin feshini istemiştir. Davalı belediyenin 05.01.2011 tarihli encümen kararı ile devir talebi uygun bulunmamış ve sözleşme feshedilmiştir.
TBK'nun 195. maddesinde; " Borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girmiş olur. Borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden doğan borçlarını ifa etmedikçe, diğer taraftan yükümlülüğünü yerine getirmesini isteyemez. Borçlu, borcundan kurtarılmamışsa, diğer taraftan güvence isteyebilir.
Aynı kanunun 196. maddesinde "Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur. İç üstlenme sözleşmesinin, üstlenen veya onun izni ile borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi, dış üstlenme sözleşmesinin yapılmasına ilişkin öneri anlamına gelir. Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir. Alacaklı, çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul eder veya onun borçlu sıfatı ile yaptığı diğer herhangi bir işleme rıza gösterirse, borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır." düzenlemeleri bulunmaktadır.
Somut olayda kiraya veren davalı ... sözleşmenin devri istemini onaylamamış, fesih talebi doğrultusunda sözleşmeyi feshetmiştir. Davaya konu icra takibinde ise fesih tarihinden önceki kira alacakları istendiğinden mahkemece bu husus gözetilerek menfi tespit istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/2211, K. 2017/11902, 13 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama