KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/2620 E., 2017/17718 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2017
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak-tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalıya üzüm bağının kiralandığını, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, gerekli bakımları yapmadığını, bakım yapılmadığından bağın zarar gördüğünü ileri sürerek, 9.000 TL zarar, 500 TL kira alacağı ve 15.000 TL cayma tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı; sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tazminat ve kira alacağı taleplerinin reddine, sözleşmeye göre 15.000 TL cayma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davaya dayanak yapılan, 03.02.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin 15. maddesinde "taraflardan herhangi biri bu sözleşmeden cayarsa bir yıllık kira bedelinin üç katını ihtar veya ihbara gerek olmadan karşı tarafa ödeyecektir" düzenlemesi yer almaktadır. Davacının bu maddeye göre talep ettiği tazminat TBK' nun 179 vd. maddelerinde düzenlenen cezai şart niteliğindedir. TBK' nun 182/son maddesi hakime fahiş gördüğü cezai şartı indirme yükümlülüğünü vermiştir.
Bunun sonucu olarak aşırı görülen cezai şartın indirilmesinde tazmin ve ceza dengeli olarak korunmalıdır. Ticari olmayan işlemlerde bu kuraldan dolayı borçlu ileri sürmese bile, hakim cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağını doğrudan görevinden ötürü saptamalıdır.
Ne var ki, hakime akdin bir şartını değiştirme yetkisini veren bu hak, hakime istisnai olarak tanınmış bir hak olduğu için hakim, bu hakkını ölçülü olarak kullanmalı, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme yeterliliği ile
beraber borcunu yerine getirmemiş olması dolayısıyla sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi, borca aykırı davranışın ağırlığı, sözleşmeden beklenen yararın elde edilememesi ve akde aykırı davranılması yüzünden doğan zarar, cezai şartın tazmin ve ceza fonksiyonlarının dengeli olarak korunması prensiplerini göz önünde bulundurmalı ve takdir hakkını Yargıtay’ın denetimine olanak vermeye elverişli objektif esaslara dayandırmalıdır.
Dava konusu olayda ise cezai şartın fahiş olup olmadığı, dolayısıyla indirilmesi gerekip gerekmediği mahkemece tartışılmamıştır. TBK' nun 182/son maddesi gereğince cezai şartın aşırı olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken anılan hususun gözardı edilerek hüküm verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/2620, K. 2017/17718, 14 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama