KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/324 E., 2017/844 K.·Mahkemesi :asliye ... Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2017
Karar Metni
1.034 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 07.02.2017 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. .. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat ....00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; müvekkilinin, mülkiyeti davalı kiralayana ait işyerinde 01.09.2013 başlangıç tarihli sözlü kira sözleşmesi ile kiracı olarak bilgisayar bakım ve programcılık işiyle iştigal ettiğini, ....09.2013 tarihinde çıkan yangında işyerinin kullanılmaz hale geldiğini, ... .... Sulh ... Mahkemesinin 2013/46 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporuna göre; yangının sonradan duvarda oluşturulan yalıtım malzemesi ile kaplanmış bölümde başladığının tespit edildiğini bu nedenle kiralayanın kusurlu olduğunu belirterek yanan malzemeleri bedeli olan şimdilik 24.870 TL'nin olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taşınmazın dava dışı ... ...'a kiraya verildiğini, ... ...'un kendilerinin muafakatı olmadan davacıyla alt kira sözleşmesi yaptığını, davacı ile aralarında bir kira ilişkisi olmadığını, yangının çıkışında müvekkiline yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığını, savunarak; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; davacının kira ilişkisini ispat edemediği ve kiralananın kiralanma amacına aykırı olarak kullanılması sonucu kesin olarak çıkış sebebi belirlenemeyen yangın nedeniyle her ne kadar bilirkişiler raporunda mülk sahibinin kusurlu olduğunu iddia ile kusur oranını belirlemiş iseler de, meydana gelen zararda davalı mülk sahibinin bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6098 Sayılı TBK'nun 69. maddesinde; "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar.
Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır." hükmü düzenlenmiştir.
HUMK'nun 275. ve devamı maddelerinde de; "bilirkişilik" müessesesi düzenlenmiş olup, anılan maddede mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra 286. maddede de bilirkişinin oy ve görüşünün hakimi bağlamayacağı düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre verilen raporlar çelişkili ise mahkeme, HUMK.nun 283. maddesi hükmüne dayalı olarak, bilirkişiden açıklama ya da ek rapor isteyebileceği gibi 284. maddesi hükmüne dayalı olarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alabilir.
Aynı ilkeler 6100 sayılı HMK beşinci bölümünde "bilirkişi incelemesi" ismi altında ve 266-287.maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder. HMK’nın 281. maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise, bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkemece, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için mahkemenin, gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bu bağlamda hâkim, bilirkişi raporunu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez.
Uyuşmazlık, teknik bilgiyi gerektiren, yangının çıkmasında kusur tespitine yönelik olup; her ne kadar hakim bilirkişi raporu ile bağlı değilse de, mahkemenin teknik bilgiyi gerektiren bir konuda gerekçesiz olarak alınan bilirkişi raporunu hatalı kabul ederek hüküm tesisi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece; konusunda uzman işgüvenliği ve elektrik mühendislerinden oluşacak bilirkişi kurulundan, denetime elverişli rapor alınarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unun kusursuz sorumluluk başlığı altında düzenlenen yapı malikinin sorumluluğu ilkeleri gereğince davalının durumu değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, teknik bilgiyi gerektiren bir konuda eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/324, K. 2017/844, 7 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama