KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/3848 E., 2018/10888 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2018
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı taraf ile işyerinin işletilmesi konusunda anlaştıklarını, taşınmaza 11.000 TL masraf yaptığını, ancak taşınmazı kullanamadığını ileri sürerek, 11.000 TL nin tahsilini istemiştir.
Davalılar; kira sözleşmesinin davacının eşi ile yapıldığını, yapılan tadilat gereği 15 ay süre ile kira almadıklarını, yapılan masrafların ispat edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada sıfat; tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet); maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
Dosyanın incelenmesinde; Davaya konu olan kiralanan ile ilgili 15.07.2011 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesinin dava dışı ... tarafından kiracı olarak imzalandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yazılı kira sözleşmesinde davacının kiracı olmadığı gözetilip davacının bu davada aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/3848, K. 2018/10888, 1 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama