KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/4906 E., 2017/12655 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2017
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar vekili, davalının, 03/03/2009 tarihli sözleşme ile kiracı olduğu taşınmazın, 09/05/2011 tarihinde müvekkilleri tarafından satın alındığını, davacılardan ...'un oğlu ...un, babasının ortağı bulunduğu ...Avize San. Tic. Ltd. Şti'nde sigortalı işçi olarak çalıştığını, kiralananın avize ve teşhir satış yeri kullanımına uygun olması nedeniyle bu yere ...'un ihtiyacı bulunduğunu belirterek davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kiralananın avize teşhir ve satış yeri olarak kullanmaya elverişli bulunmadığını, ihtiyaç iddiasının samimi olmadığını beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TBK’nun 350. madde hükmüne göre kiraya veren veya kiraya veren durumunda olmayan malik ancak kendisinin, eşinin alt soyu ve üst soyunun veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir.
Davacılar, ihtiyaçlının, babasının ortağı olduğu şirkette sigortalı işçi olarak çalıştığını ve kendi işyerini açmak için kiralanana ihtiyaç bulunduğunu beyan etmişlerdir. Bu durumda, Mahkemece, ihtiyaçlının sigorta kayıtları getirtilerek iddia edildiği gibi işçi olarak çalışıp çalışmadığının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, 14/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda, kiralananın 15 m² kullanım alanlı ve 2,50 metre yüksekliğinin bulunduğu, taşınmaz alanının küçüklüğü, cephesinin darlığı,yüksekliğinin düşük olması, avizelerin asılmak suretiyle teşhir edilen eşyalar olması nedeniyle dükkanın avize teşhir ve satış işine uygun olmadığı belirtilmiştir.
25/08/2015 tarihli bilirkişi raporunda ise taşınmazda, vitrin önü duvar kenarları ve dip kısımda olmak üzere 75-80 cm. uzunlukta ev ve büro tipi avizelerin iki kat şeklinde teşhir ve satış amaçlı yeterli sayıda model avizenin bulundurulacağı, taşınmazda ev ve büro tipi küçük ölçekli avizecilik işinin yapılabileceği bildirilmiştir. Mahkemece, ikinci rapora itibar edilerek hüküm verilmiştir.
Ancak, dosyada mevcut bilirkişi raporları çelişkili olup bu çelişki giderilmeden hükme esas alınması doğru değildir.
Mahkemece, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak üçüncü bir rapor alınması, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, hangi raporun hangi gerekçe ile hükme esas alındığı ayrıntılı şekilde gerekçelendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/4906, K. 2017/12655, 26 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama